Heterotopya
Erdem Üngür

“ Nöronal migrasyon bozukluklarından biri olan periventriküler nodüler heterotopi sık olarak epilepsiye neden olmakta ve kraniyal manyetik rezonans görüntülemesi ile kolaylıkla tanınabilmektedir. Bazen bu hastalarda psikiyatrik şikayetler de eşlik edebilmektedir...”
Kandemir, M. ve diğ., Depresyon Tanısı Almış Bilateral Periventriküler Nodüler Heterotopi Olgusu, Türk Nörol Derg. Yıl: 2010 Cilt: 16 Sayı: 2 114-118
Heterotopya’nın çıkış noktası aslında vücudun bir parçasının ya da bir organın normal yerinden farklı bir yerde bulunmasını tanımlayan heterotopi terimidir. Bu sunumda heterotopya kavramını irdelemekten ziyade, kavramın ortaya çıkışına ve mimarlık disiplininde kendine yer edinme sürecine odaklanacağız..
Heterotopya kavramı 1960’larda Michel Foucault tarafından üç ayrı ortamda gündeme getirilmiştir: İlk olarak 1966’da yayınlanan “Kelimeler ve Şeyler”( Les Mots et les Choses) kitabında, daha sonra aynı yıl ütopya ve edebiyat üzerine yapılan [Ekim 1984’de Fransız Architecture /Mouvement/ Continuité dergisinde yayınlanan ‘Des Espace Autres’] bir radyo serisinin parçası olarak, son olarak ise 1967’de bir grup mimara verilen bir konferansta (Johnson, 2006). Lotus International’ın 1985-86 sayısında İtalyanca ve İngilizce’ye çevrilen ‘Des Espace Autres’ metni ‘Of Other Spaces’ (1) ismiyle 1986 baharında Diacritic dergisinde basılmıştır. Kavramın mimarlık söylemine girişi 1970’lerde Demetri Porphyrios, Manfredo Tafuri ve Georges Teyssot gibilerin metinleriyle olmuştur (Urbach, 1998). Heterotopya kavramı mimarlık söylemine tercüme edilirken Porphyrios ve Tafuri tarafından öncelikle biçimsel bir dil problemi olarak görülmüştür. Teyssot ise Porphyrios ve Tafuri’nin dilbilimsel analojilerinin de ötesine geçerek açıkça mekansal ve biçimsel bir analize ulaşmıştır.
‘Öteki Mekânlara Dair’de Foucault, ütopya ve heterotopya ayrımını yaparak heterotopya’nın altı karakteristik özelliğini saymakta ve farklı ölçek, program ve biçime sahip çok sayıda örneğini vermektedir:
1.Evrenseldirler ve çok çeşitli biçimlerde karşımıza çıkarlar ancak farklı biçimlerini iki sınıfa ayırmak mümkündür: a)kriz heterotopyaları (hamile kadınlar, yaşlılar vb. kriz durumundakiler için kutsal ve yasak yerler) b)sapma heterotopyaları (kriz heterotopyalarının yerine geçen ve bir şekilde normlardan sapma gösterenlerin mekanları: hapishane, akıl hastanesi, huzur evi [çalışmayarak norm dışı davrananlar] vb..)
2. Bir toplum, tarih boyunca, var olan ve var olmaya devam eden bir heterotopyayı çok farklı biçimde işletebilir. (mezarlıkların şehir dışına çıkması..)
3. Heterotopyanın, birçok mekanı, birçok mevkiyi kendi içlerinde bağdaşmaz olan birçok mekanı tek bir gerçek yerde yan yana koyma gücü vardır. (tiyatro)
4.Akıcılık (festival) ve birikim (müze) olarak zamanla bağlantılıdırlar.
5. Heterotopyalar her zaman bir açılma ve kapanma sistemi gerektirirler; bu, heterotopyaları hem tecrit eder hem de içine nüfuz edilebilir kılar.
6. Heterotopyalar diğer bütün mekanlarla ilişkileri içerisinde bir işleve sahiptirler.
Foucault en sonunda mükemmel (par excellence) bir heterotopya örneği olarak gemiyi göstermektedir.
Johnson (2006)’un belirttiği gibi Foucault’un heterotopya’sı kabataslak çizilmiş, kesinlik taşımayan ve çoğu zaman da kafa karıştırıcı bir kavram olarak kalmıştır. Sözgelimi Soja (1996), Foucault’nun analizini “sinir bozucu biçimde tamamlanmamış, tutarsız, anlaşılmaz” şeklinde tanımlamıştır. Johnson’a göre Foucault’nun kavrama iki vesileyle kısaca atıfta bulunması dışında bu mekânsal çerçeveye kalıcı şekilde asla dönmemiş olması da anlamlıdır. Sonuçta bu ucu açık ve muğlak analiz özellikle sosyoloji, sosyal coğrafya ve mimarlık başta olmak üzere birçok disiplinde çatışan birçok yorum ve uygulamayı hayata geçirmiştir. Johnson buna bağlı olarak Palais Royal, Mason locaları, erken dönem fabrika yapıları, peyzajlar, postmodern kentler ve binalar, internet siteleri ve daha birçok şeyin heterotopya örneği olarak alınıp incelendiğini belirtmektedir. Ritter ve Knaller-Vlay (1998)’e göre kavramın farklı kullanımları sadece çelişkili ve birbirine karşıt olmakla kalmamakta, bazı durumlarda da tamamen mukayese edilemez hale gelmektedir.
Urbach (1998) da sosyal dışlama ve mekânsal biçimlendirme koşulları hakkındaki araştırmasında Foucault’nun heterotopya kavramını bir araç olarak kullanmayı düşünürken, mimari söylem içerisinde kavramın çok acaip (weird) bir yol katettiğini farketmiştir. Urbach’a göre Heterotopya kavramı iki farklı döneme ve boyuta sahiptir:
1. Kelimeler ve Şeyler’de Borges’in kısa bir metniyle başlayan dilbilimsel yaklaşım.
2. 1967’de mimarlara verilen konferans ve akabindeki metinlerle mekânsal bir kategori (Johnson 2006;Pavlov 2009;Urbach 1998).
Ancak Urbach’a göre heterotopya konusunda iki dönem arasındaki tutarsızlık dışında cevap bekleyen birçok soru ortada durmaktadır: Heterotopyalar nasıl meydana gelmektedirler ? Kime hitap etmektedirler ? Normatif mekansal düzenlemelerle nasıl hesaplaşmaktadırlar ? Hayvanat bahçesi, hapishane, sauna ve gemi gibi farklı birçok mekan tek bir kategoriye sokulurken, farklılaşmalar ve değişimler için ortaya konan herhangi bir ölçüt bulunmazken heterotopya kavramı mekansal politika üzerine düşünmek için sağlıklı bir araç olabilecek midir?
Soja (1996), bütün bu belirsizliklere rağmen (ve bunları kabul ederek) heterotopyayı yaşanan mekân ve Üçüncümekân kavramlarıyla ilişkilendirerek, dünyayı kavrayışımızdaki (ve mekânsal düşüncedeki) ikili karşıtlıkları kıracak ve yeni bir bakış açısı sunacak bir düşünme biçimi olarak görmektedir. Kendi deyişiyle ‘Öteki Mekânlara Dair’(1984)’den çıkardığı içgörü koleksiyonuyla Üçüncümekânın pratik ve teorik anlayışını destekleme riskini göze almaktadır.
Soja, Foucault’nun ütopyalardan ayırarak incelemeye başladığı ve altı prensip altında gerçek mekânlardan örnekler vererek ‘sistematize’ etme girişiminde bulunduğu heterotopyayı, farklılığın gerçekleşebildiği bir Üçüncümekân olarak görmektedir. Tamamlanmamış, tutarsız ve apolitik olarak tanımladığı heterotopya kavramını tam da bu muğlaklığı sebebiyle Lefebvre (yaşanan mekân/farklılık mekânı), bell hooks (marjinallik ve radikal açıklık) ve Homi Bhabha (hibridlik)’nın Üçüncümekânlarıyla benzer görmekte ve mekânsal düşünmenin geleneksel tarzlarına meydan okumalarından ötürü bu düşünceleri ‘Üçüncümekân’ şemsiyesi altında toplamaktadır.
Soja’ya göre sadece belirli biçimlerde mekânsal olarak düşünmeye sevk edilen coğrafya ve mimarlık gibi disiplinlerin Üçüncümekân’ı keşfetmesi, geleneksel olarak daha az biçimlendirilmiş ve daha az mekân odaklı disiplinlere göre çok daha zor olmaktadır.
Dipnot: 1. Yazının devamında ‘Des Espace Autres’ ve ‘Of Other Spaces’in Türkçe karşılığı olarak Deniz Erksan ve Burak Boysan’ın Defter dergisinin dördüncü sayısında (1988) yapmış oldukları çeviride kullandıkları "Öteki Mekânlara Dair" ismi geçecektir..
Kaynakça:
Johnson, P. (2006), Unravelling Foucault’s ‘different spaces’, History of the Human Sciences Vol. 19 No. 4, s.75-90, SAGE Publications (London, Thousand Oaks, CA and New Delhi).
Soja, E.W. (1996), Thirdspace: Journeys to Los Angeles and other Real-and-Imagined Places, Blackwell, UK.
Topinka, R.J. (2010), Foucault, Borges, Heterotopia: Producing Knowledge in Other Spaces, Foucault Studies, No. 9, pp. 54-70, September 2010
Urbach, H. (1998), Writing Architectural Heterotopia, The Journal of Architecture Volume 3 Winter 1998, s.347-354.
http://bilgenozturk.blogspot.com/2010/07/heterotopya-mekan-michel-foucault.html
Kandemir, M. ve diğ., Depresyon Tanısı Almış Bilateral Periventriküler Nodüler Heterotopi Olgusu, Türk Nörol Derg. Yıl: 2010 Cilt: 16 Sayı: 2 114-118
Heterotopya’nın çıkış noktası aslında vücudun bir parçasının ya da bir organın normal yerinden farklı bir yerde bulunmasını tanımlayan heterotopi terimidir. Bu sunumda heterotopya kavramını irdelemekten ziyade, kavramın ortaya çıkışına ve mimarlık disiplininde kendine yer edinme sürecine odaklanacağız..
Heterotopya kavramı 1960’larda Michel Foucault tarafından üç ayrı ortamda gündeme getirilmiştir: İlk olarak 1966’da yayınlanan “Kelimeler ve Şeyler”( Les Mots et les Choses) kitabında, daha sonra aynı yıl ütopya ve edebiyat üzerine yapılan [Ekim 1984’de Fransız Architecture /Mouvement/ Continuité dergisinde yayınlanan ‘Des Espace Autres’] bir radyo serisinin parçası olarak, son olarak ise 1967’de bir grup mimara verilen bir konferansta (Johnson, 2006). Lotus International’ın 1985-86 sayısında İtalyanca ve İngilizce’ye çevrilen ‘Des Espace Autres’ metni ‘Of Other Spaces’ (1) ismiyle 1986 baharında Diacritic dergisinde basılmıştır. Kavramın mimarlık söylemine girişi 1970’lerde Demetri Porphyrios, Manfredo Tafuri ve Georges Teyssot gibilerin metinleriyle olmuştur (Urbach, 1998). Heterotopya kavramı mimarlık söylemine tercüme edilirken Porphyrios ve Tafuri tarafından öncelikle biçimsel bir dil problemi olarak görülmüştür. Teyssot ise Porphyrios ve Tafuri’nin dilbilimsel analojilerinin de ötesine geçerek açıkça mekansal ve biçimsel bir analize ulaşmıştır.
‘Öteki Mekânlara Dair’de Foucault, ütopya ve heterotopya ayrımını yaparak heterotopya’nın altı karakteristik özelliğini saymakta ve farklı ölçek, program ve biçime sahip çok sayıda örneğini vermektedir:
1.Evrenseldirler ve çok çeşitli biçimlerde karşımıza çıkarlar ancak farklı biçimlerini iki sınıfa ayırmak mümkündür: a)kriz heterotopyaları (hamile kadınlar, yaşlılar vb. kriz durumundakiler için kutsal ve yasak yerler) b)sapma heterotopyaları (kriz heterotopyalarının yerine geçen ve bir şekilde normlardan sapma gösterenlerin mekanları: hapishane, akıl hastanesi, huzur evi [çalışmayarak norm dışı davrananlar] vb..)
2. Bir toplum, tarih boyunca, var olan ve var olmaya devam eden bir heterotopyayı çok farklı biçimde işletebilir. (mezarlıkların şehir dışına çıkması..)
3. Heterotopyanın, birçok mekanı, birçok mevkiyi kendi içlerinde bağdaşmaz olan birçok mekanı tek bir gerçek yerde yan yana koyma gücü vardır. (tiyatro)
4.Akıcılık (festival) ve birikim (müze) olarak zamanla bağlantılıdırlar.
5. Heterotopyalar her zaman bir açılma ve kapanma sistemi gerektirirler; bu, heterotopyaları hem tecrit eder hem de içine nüfuz edilebilir kılar.
6. Heterotopyalar diğer bütün mekanlarla ilişkileri içerisinde bir işleve sahiptirler.
Foucault en sonunda mükemmel (par excellence) bir heterotopya örneği olarak gemiyi göstermektedir.
Johnson (2006)’un belirttiği gibi Foucault’un heterotopya’sı kabataslak çizilmiş, kesinlik taşımayan ve çoğu zaman da kafa karıştırıcı bir kavram olarak kalmıştır. Sözgelimi Soja (1996), Foucault’nun analizini “sinir bozucu biçimde tamamlanmamış, tutarsız, anlaşılmaz” şeklinde tanımlamıştır. Johnson’a göre Foucault’nun kavrama iki vesileyle kısaca atıfta bulunması dışında bu mekânsal çerçeveye kalıcı şekilde asla dönmemiş olması da anlamlıdır. Sonuçta bu ucu açık ve muğlak analiz özellikle sosyoloji, sosyal coğrafya ve mimarlık başta olmak üzere birçok disiplinde çatışan birçok yorum ve uygulamayı hayata geçirmiştir. Johnson buna bağlı olarak Palais Royal, Mason locaları, erken dönem fabrika yapıları, peyzajlar, postmodern kentler ve binalar, internet siteleri ve daha birçok şeyin heterotopya örneği olarak alınıp incelendiğini belirtmektedir. Ritter ve Knaller-Vlay (1998)’e göre kavramın farklı kullanımları sadece çelişkili ve birbirine karşıt olmakla kalmamakta, bazı durumlarda da tamamen mukayese edilemez hale gelmektedir.
Urbach (1998) da sosyal dışlama ve mekânsal biçimlendirme koşulları hakkındaki araştırmasında Foucault’nun heterotopya kavramını bir araç olarak kullanmayı düşünürken, mimari söylem içerisinde kavramın çok acaip (weird) bir yol katettiğini farketmiştir. Urbach’a göre Heterotopya kavramı iki farklı döneme ve boyuta sahiptir:
1. Kelimeler ve Şeyler’de Borges’in kısa bir metniyle başlayan dilbilimsel yaklaşım.
2. 1967’de mimarlara verilen konferans ve akabindeki metinlerle mekânsal bir kategori (Johnson 2006;Pavlov 2009;Urbach 1998).
Ancak Urbach’a göre heterotopya konusunda iki dönem arasındaki tutarsızlık dışında cevap bekleyen birçok soru ortada durmaktadır: Heterotopyalar nasıl meydana gelmektedirler ? Kime hitap etmektedirler ? Normatif mekansal düzenlemelerle nasıl hesaplaşmaktadırlar ? Hayvanat bahçesi, hapishane, sauna ve gemi gibi farklı birçok mekan tek bir kategoriye sokulurken, farklılaşmalar ve değişimler için ortaya konan herhangi bir ölçüt bulunmazken heterotopya kavramı mekansal politika üzerine düşünmek için sağlıklı bir araç olabilecek midir?
Soja (1996), bütün bu belirsizliklere rağmen (ve bunları kabul ederek) heterotopyayı yaşanan mekân ve Üçüncümekân kavramlarıyla ilişkilendirerek, dünyayı kavrayışımızdaki (ve mekânsal düşüncedeki) ikili karşıtlıkları kıracak ve yeni bir bakış açısı sunacak bir düşünme biçimi olarak görmektedir. Kendi deyişiyle ‘Öteki Mekânlara Dair’(1984)’den çıkardığı içgörü koleksiyonuyla Üçüncümekânın pratik ve teorik anlayışını destekleme riskini göze almaktadır.
Soja, Foucault’nun ütopyalardan ayırarak incelemeye başladığı ve altı prensip altında gerçek mekânlardan örnekler vererek ‘sistematize’ etme girişiminde bulunduğu heterotopyayı, farklılığın gerçekleşebildiği bir Üçüncümekân olarak görmektedir. Tamamlanmamış, tutarsız ve apolitik olarak tanımladığı heterotopya kavramını tam da bu muğlaklığı sebebiyle Lefebvre (yaşanan mekân/farklılık mekânı), bell hooks (marjinallik ve radikal açıklık) ve Homi Bhabha (hibridlik)’nın Üçüncümekânlarıyla benzer görmekte ve mekânsal düşünmenin geleneksel tarzlarına meydan okumalarından ötürü bu düşünceleri ‘Üçüncümekân’ şemsiyesi altında toplamaktadır.
Soja’ya göre sadece belirli biçimlerde mekânsal olarak düşünmeye sevk edilen coğrafya ve mimarlık gibi disiplinlerin Üçüncümekân’ı keşfetmesi, geleneksel olarak daha az biçimlendirilmiş ve daha az mekân odaklı disiplinlere göre çok daha zor olmaktadır.
Dipnot: 1. Yazının devamında ‘Des Espace Autres’ ve ‘Of Other Spaces’in Türkçe karşılığı olarak Deniz Erksan ve Burak Boysan’ın Defter dergisinin dördüncü sayısında (1988) yapmış oldukları çeviride kullandıkları "Öteki Mekânlara Dair" ismi geçecektir..
Kaynakça:
Johnson, P. (2006), Unravelling Foucault’s ‘different spaces’, History of the Human Sciences Vol. 19 No. 4, s.75-90, SAGE Publications (London, Thousand Oaks, CA and New Delhi).
Soja, E.W. (1996), Thirdspace: Journeys to Los Angeles and other Real-and-Imagined Places, Blackwell, UK.
Topinka, R.J. (2010), Foucault, Borges, Heterotopia: Producing Knowledge in Other Spaces, Foucault Studies, No. 9, pp. 54-70, September 2010
Urbach, H. (1998), Writing Architectural Heterotopia, The Journal of Architecture Volume 3 Winter 1998, s.347-354.
http://bilgenozturk.blogspot.com/2010/07/heterotopya-mekan-michel-foucault.html



