Bir Ben Vardır Bende...
İpek Ek
Mesnevi (Mevlana), Risaletü'n – Nushiyye (Yunus Emre), Secret (Rhonda Byrne), Sınırsız Güç (Anthony Robbins), kuantum düşüncesi (muhtelif yazarlar)...
Hepsi ayrı telden aynı şeyi söyleme derdinde...
...mi acaba?
Belki de biz artık herşeye aynı telden bakar olduk. Aslında bayağı bir sinir hastası olduk. 21. yüzyılın kanseri manseri bile tek geçen hastalığı bu. Bütün hastalıkların kaynağı; hastalıkların efendisi adeta! Kanıt için D&R’ın 16 Temmuz 2011 tarihli en çok satanlar listesindeki bazı kitapların isimlerine bakalım: S*ktir Et - John C. Parkin, Evrenden Torpilim Var - Aykut Oğut, Aşk Kuantumu - Nuray Sayarı, Meleklerle Yaşamak - Beki İkala Erikli, Her Şey Beyinde Başlar - Mümin Sekman, Kendi Kutup Yıldızını Bul - Nüvide Gültunca Tulgar, Her Şey Seninle Başlar - Mümin Sekman, İçindeki Gücün Sırrını Keşfet - Nuray Sayarı, Herkese Her İstediğinizi Yaptırın - David J. Lieberman, Hayatı Değiştiren 101 Öykü - Cengiz Erşahin, Kişisel Ataleti Yenmek - Mümin Sekman, Limit Sizsiniz - Mümin Sekman...
Liste çok uzun, ben derdini bir çırpıda anlatabilenleri seçtim sadece.
Bugün aşk kuantuma bağlı ama herşeye evren ya da “ben” karar veriyorum, olay beynimde başlıyor; meleklerden yardım alıyorum, arayışlarım huzur üstüne, ancak güç “ben”de; herkesin efendisi “ben”im, bu inanç hayatımı değiştirecek ve sınırsız evrende sınırsız bir mutluluk, aşk, para ve sağlıkla yol alacağım. Bütün bunlar olmazsa mı... Eh o zaman da boşvereceğim canım...
Hepsi harika! Kesinlikle inanıyor–
a) –um! b) olabilirim... c) muyum?
Malumunuz ruh ve sinir hastalıkları da çeşit çeşit. En bilinenleri depresyon, paranoya, şizofreni, panik atak, obsesyon, nevroz, psikoz... bildiğim kadarıyla. Yani ne demek istiyorum? Şaşıracaksınız ama derdim, örneğin Mesnevi’yi önce mesela Secret’a, sonra da kapalı siteye bağlamak!
Sınırsız Güç gibi “kişisel gelişim” ve Secret gibi “düşünsel değişim” kitapları (“düşünsel değişim”i ben uydurdum) son dönemin popülerlerinden. Tabii Mesnevi ve Risaletü'n – Nushiyye gibi kültler, her zaman okunan klasikler. Ancak sezinliyorum ki bir Secret ile bir Mesnevi, bir Sınırsız Güç ile bir Risaletü'n – Nushiyye bugün aynı açlıkla ele alınıyor: Mutluluk!
“Mademki evrende aşktan dolayı huzur yok,
Ey gönlüm! Yıldızlar gibi dön, sana rahat yok!”
demiş Mesnevi’sinde Mevlana. Tarih 1259–1268. Elbette o zaman da birşeylerin kötü gittiğini tasavvuf felsefesinin muhteşemliğinden anlayabiliyoruz! Değilse Mevlana ve Yunus Emre gibi dehalar her topraktan kolay kolay yetişmez öyle.
O zamanlar “bir Ben vardır Bende Benden içerü” zamanlarıymış, şimdiyse “bir BEN vardır kapalı sitede herkes dışarı” günlerindeyiz. “Ne olursan ol gel” biteli bayağı oldu tamam da, “ne olursan ol git”e ne zaman gelindi?
Kapalı sitelerin ilk çıkışı Amerika, dünyaya yayılışı 1980’ler, yine malumunuz. Suç var, korku var, ruh ve sinir hastalıkları zirveye tırmanıyor. Getto da yaşayanlar ayrı dertli, Holywood star’ları ayrı...
Gelelim 2011 Türkiye'sine... Ne tür bir suç, ülkemiz kapalı sitelerini Çanakkale gibi geçilmez kılmakta? Ne menem bir suçtur ki o, bize içerisi ve dışarısı kavramlarını sorgulatmakta! Ben içerde miyim? Ya da dışarda mıyım aslında? İçerisi mi güvenli acaba, dışarısı mı yoksa?
Mevlana ve Yunus Emre dönemlerinde mevzu aşkmış, herşeye duyulan aşk! Şimdiyse mesele korku gibi. Herşeyden duyulan korku! “Herşeye duyulan aşk”ın hala gerçek hayatta bir yeri olsa gerek; becerebilen için sağlık ve bilgelik göstergesi. “Herşeyden duyulan korku” ise suni kalıyor; becerebilen için yoğun hastalık göstergesi. Nitekim 24 saat güvenlik altında, üstelik de neredeyse şehrin dışındaki kapalı sitesinde oturan ve kazara dışarıdan bir kuş sesi gelse ürken bir “ben,” haklı olarak almış eline S*ktir Et’i, iştahla okuyor. Bir yandan da düşünmeye çalışıyor: Kim, kimden, nasıl ve neden bu kadar korkuyor? Yoksa birileri mi korkutuyor? Kapalı sitedeki bu “ben”i kapatmışlar mı, yoksa kapatılmış mı? Yoksa “onlar” da mı kapalı sitede, yanıbaşımda oturuyor? (Bakın bir de “onlar” diye bir kavram çıktı!) Yoksa güvenli bölge aslında güvensiz bölge de, kent halkı mı koruma altında? Yoksa sorun “ben” miyim? Peki içerde miyim? Bir “ben” vardır “ben”de “ben”den dışarı...
Hoşgeldin paranoya!
Nitekim,
Mademki evde paranoyadan dolayı huzur yok,
Ey gönlüm! Gir kapalı siteye, sana rahat yok!
Hepsi ayrı telden aynı şeyi söyleme derdinde...
...mi acaba?
Belki de biz artık herşeye aynı telden bakar olduk. Aslında bayağı bir sinir hastası olduk. 21. yüzyılın kanseri manseri bile tek geçen hastalığı bu. Bütün hastalıkların kaynağı; hastalıkların efendisi adeta! Kanıt için D&R’ın 16 Temmuz 2011 tarihli en çok satanlar listesindeki bazı kitapların isimlerine bakalım: S*ktir Et - John C. Parkin, Evrenden Torpilim Var - Aykut Oğut, Aşk Kuantumu - Nuray Sayarı, Meleklerle Yaşamak - Beki İkala Erikli, Her Şey Beyinde Başlar - Mümin Sekman, Kendi Kutup Yıldızını Bul - Nüvide Gültunca Tulgar, Her Şey Seninle Başlar - Mümin Sekman, İçindeki Gücün Sırrını Keşfet - Nuray Sayarı, Herkese Her İstediğinizi Yaptırın - David J. Lieberman, Hayatı Değiştiren 101 Öykü - Cengiz Erşahin, Kişisel Ataleti Yenmek - Mümin Sekman, Limit Sizsiniz - Mümin Sekman...
Liste çok uzun, ben derdini bir çırpıda anlatabilenleri seçtim sadece.
Bugün aşk kuantuma bağlı ama herşeye evren ya da “ben” karar veriyorum, olay beynimde başlıyor; meleklerden yardım alıyorum, arayışlarım huzur üstüne, ancak güç “ben”de; herkesin efendisi “ben”im, bu inanç hayatımı değiştirecek ve sınırsız evrende sınırsız bir mutluluk, aşk, para ve sağlıkla yol alacağım. Bütün bunlar olmazsa mı... Eh o zaman da boşvereceğim canım...
Hepsi harika! Kesinlikle inanıyor–
a) –um! b) olabilirim... c) muyum?
Malumunuz ruh ve sinir hastalıkları da çeşit çeşit. En bilinenleri depresyon, paranoya, şizofreni, panik atak, obsesyon, nevroz, psikoz... bildiğim kadarıyla. Yani ne demek istiyorum? Şaşıracaksınız ama derdim, örneğin Mesnevi’yi önce mesela Secret’a, sonra da kapalı siteye bağlamak!
Sınırsız Güç gibi “kişisel gelişim” ve Secret gibi “düşünsel değişim” kitapları (“düşünsel değişim”i ben uydurdum) son dönemin popülerlerinden. Tabii Mesnevi ve Risaletü'n – Nushiyye gibi kültler, her zaman okunan klasikler. Ancak sezinliyorum ki bir Secret ile bir Mesnevi, bir Sınırsız Güç ile bir Risaletü'n – Nushiyye bugün aynı açlıkla ele alınıyor: Mutluluk!
“Mademki evrende aşktan dolayı huzur yok,
Ey gönlüm! Yıldızlar gibi dön, sana rahat yok!”
demiş Mesnevi’sinde Mevlana. Tarih 1259–1268. Elbette o zaman da birşeylerin kötü gittiğini tasavvuf felsefesinin muhteşemliğinden anlayabiliyoruz! Değilse Mevlana ve Yunus Emre gibi dehalar her topraktan kolay kolay yetişmez öyle.
O zamanlar “bir Ben vardır Bende Benden içerü” zamanlarıymış, şimdiyse “bir BEN vardır kapalı sitede herkes dışarı” günlerindeyiz. “Ne olursan ol gel” biteli bayağı oldu tamam da, “ne olursan ol git”e ne zaman gelindi?
Kapalı sitelerin ilk çıkışı Amerika, dünyaya yayılışı 1980’ler, yine malumunuz. Suç var, korku var, ruh ve sinir hastalıkları zirveye tırmanıyor. Getto da yaşayanlar ayrı dertli, Holywood star’ları ayrı...
Gelelim 2011 Türkiye'sine... Ne tür bir suç, ülkemiz kapalı sitelerini Çanakkale gibi geçilmez kılmakta? Ne menem bir suçtur ki o, bize içerisi ve dışarısı kavramlarını sorgulatmakta! Ben içerde miyim? Ya da dışarda mıyım aslında? İçerisi mi güvenli acaba, dışarısı mı yoksa?
Mevlana ve Yunus Emre dönemlerinde mevzu aşkmış, herşeye duyulan aşk! Şimdiyse mesele korku gibi. Herşeyden duyulan korku! “Herşeye duyulan aşk”ın hala gerçek hayatta bir yeri olsa gerek; becerebilen için sağlık ve bilgelik göstergesi. “Herşeyden duyulan korku” ise suni kalıyor; becerebilen için yoğun hastalık göstergesi. Nitekim 24 saat güvenlik altında, üstelik de neredeyse şehrin dışındaki kapalı sitesinde oturan ve kazara dışarıdan bir kuş sesi gelse ürken bir “ben,” haklı olarak almış eline S*ktir Et’i, iştahla okuyor. Bir yandan da düşünmeye çalışıyor: Kim, kimden, nasıl ve neden bu kadar korkuyor? Yoksa birileri mi korkutuyor? Kapalı sitedeki bu “ben”i kapatmışlar mı, yoksa kapatılmış mı? Yoksa “onlar” da mı kapalı sitede, yanıbaşımda oturuyor? (Bakın bir de “onlar” diye bir kavram çıktı!) Yoksa güvenli bölge aslında güvensiz bölge de, kent halkı mı koruma altında? Yoksa sorun “ben” miyim? Peki içerde miyim? Bir “ben” vardır “ben”de “ben”den dışarı...
Hoşgeldin paranoya!
Nitekim,
Mademki evde paranoyadan dolayı huzur yok,
Ey gönlüm! Gir kapalı siteye, sana rahat yok!



