Gündem

Hayat Bilgisi
İyi ve kötüde yaratıcı olmak isteyen gerçekte yok edici olmalıdır ve değerleri parçalayıp yıkmalıdır. En üst düzeyde kötülük en üst düzeyde iyiliğin parçası olur böylece. Sessiz kalmak en kötüsüdür. Söylenmemiş tüm gerçekler zehre dönüşür. Gerçeklerimize çarpıp ne kırılacaksa bırakın çarpsın kırılsın. Daha kuracak pek çok ev var. Böyle buyurdu Zerdüşt.
Sözlük
MVRDV
Nostalji
1. Geçmişe duyulan özlem.
2. Nostalji geçmişe yönelik olmasına rağmen aslında modern bir kavramdır. Modern hayatın getirdiği kargaşa, belirsizlik ve değişkenlik karşısında çağdaş insanın geçmişi bir bütün değer olarak kavrama yanılsamasıdır. Nostalji duygusu çağdışı değil tam tersi çağdaş olmanın en büyük belirtisidir. Bu açıdan modernliği kavramanın bir şeklidir denebilir.
Saptamalar
Katılım için saptamalar@mekanar.com

Yanlış Anlaşıldım: İşlev Ne Demek?
Modern mimarlığın 20. yüzyılın başındaki formülasyonunun temelini “işlev” düşüncesi oluşturur. Basitçe “mimarlık işlevsel olmalıdır” şeklinde formüle edilebilecek bu düşünce tüm yüzyıla damgasın vurmuştur. Ancak hiç sorulmayan soru şudur: Acaba ne olmuştur da zaten faydalı olması kaçınılmaz olan ve tarih boyunca kullanılmak için yapı üreten mimarlık yüksek sesle işlevsel olması gerektiğini telaffuz etmek zorunda kalmıştır?
Geleneksel dünyanın kurum ve kuralları içinde mimarlık toplumun doğal bir uzantısı ve kelimenin tam anlamı ile topluma içkin bir pozisyondaydı. Nerede durduğu, kime hizmet ettiği ve ne yaptığı tanımlı idi. Bu şekli ile toplumsal olarak meşruluğu sağlam ve güvence altında idi. Ne zaman ki modernleşme geleneksel dünyanın tüm konvansiyonlarını yıktı ve tarihte daha önce görülmemiş yeni durumlar yarattı; mimarlık da bu güvenli ortamını yitirmiş oldu.
Böylelikle daha önce eylemini meşrulaştırma ihtiyacı duymayan mimarlık, modernleşme ile ilk defa kendisini gerekçelendirmek zorunda kalmış; salt geometrik ilişkilerin soyut alanına indirgenerek, meşruluğunu işlevsel olma zemininde aramaya başlamış ve işlev kavramı ilk bakışta bu yeni dünyayı yeniden örgütleme iddiasında olan mimarlık için uygun araç olarak görülmüştür.
Ancak aradan geçen zaman bizlere çözüm olma iddiasındaki işlev kavramının kendisinin bir soruna dönüştüğünü gösterdi. İşlev kavramının mimarlığın merkezine yapay bir şekilde oturtulması, fayda ve kullanım unsurlarını gözetmesi gereken mimarlığı iki boyutlu bir hale getirmiştir. Her şey plan düzleminde ve sanki tek işlevi olabilecekmiş gibi anlaşılmaya başlanmış; örneğin bir masanın işlevi üzerinde yemek yemek ya da çalışmak olarak belirlenip, hatta bu iki eylem için farklı masalar tasarlanıp, olası tüm diğer kullanımları engellemeye başlamıştır. Böylelikle mimarlık tek anlamlı ve gündelik hayatın çeşitliliği karşısında yetersiz kalmaya mahkum olmuştur.
Burada anahtar kelime “işlev” yerine “kullanım” kavramını kullanmak. Bir şeyin işlevini baştan belirlemek onu dar bir kalıba sokarken, bir şeyin kullanılır olmasını gözetmek onu olası tüm kullanımlara açık hale getirmektedir. Masa örneğine geri dönecek olursak “işlevsel” bir masanın kullanım alanı daha baştan belirliyken, “faydalı” bir masa üzerinde çalışmak; yemek yemek, üstüne oturup düşünmek; altında saklanmak; üzerinde, altında, sağında, solunda sevişmek, dans etmek gibi hiç öngörülmeyecek şekillerde kullanılabilir. Ancak işlev yerine kullanım kavramını dikkate alan bir mimarlık böylelikle modern gündelik yaşamın esnekliğini ve çeşitliliğini kendi bilgi alanına dahil edebilir.
Salt işlevsel çözümlemelerle ve basit formalist yaklaşımlarla modern toplumun ve kentin karmaşık doğasının anlaşılamayacağı ortadır. Mimarlık öncelikle bilindik konvansiyonların tanımlı alanından çıkıp, kendi bilgi alanını yeniden ve basit yan yollara sapmadan tanımlaması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki gerçek modernist tavır her yeni durum karşısında kendisini yeniden kurmayı gerektiren bir bilinç durumu gerektirmektedir.




