Bahçe Kitap-hanesi

Mjölk Architecti

Mimarlık tanrılara öykünen bir alan olarak kendisinden hep “majör” olanın beklendiği bir alandır. Kişi mimarsa pek tabi, proje detayları çözmekten, çizmekten, omlet yapmaya her konuda mutlaka “en”ler arasında olacaktır. Mimarlar, her şeyi bilen, yapabilen, bu sırada da hayatına devam edebilen “Superman”ler topluluğu olarak “Clark Kent”lik nedir bilmeden yaşayan kimselerdir. Pelerinleriyle sabahlayıp, devasa şantiyelerde devasa binalar yaptırdıkları günlerin ardından en iyi içkilerini yudumlayacakları, en iyi mekanları da pek tabi en iyi yine onlar bilirler. O mekanlarda yapılan sohbetlerde çevre kirliğinden, ekonomiye, sanata ve tabi siyasete dair en iyi görüşleri yine onlar sunarlar. Mimarlık böyle “Hisseli Harikalar Kumpanyası” tadında bir yerdir. Mimar, ertesi gün yine o devasa projelerle dünyayı yeniden kurtaracaktır. Oysaki şarkı “majörler tükendi, minörlere yolculuk” der ve kendine sığınacağı bir makam arar.



Mimarlık “majör”lük tutkusuyla dünyayı tasarladığını, her şeyi bildiğini sanırken, hayat daha çok “minör”lükten yanadır. Sokakta büyük adımlarla yüründüğü an, insan yürüyemez hale gelir, gideceği sokağı kaçırır, nefes nefese kalır. Mimarlık, vaziyet nedir, diye “majör” tutkularla yukarılardan bakarken hayata, sokakta “5 dakikada değişir bütün işler”. Devasa projeleri, büyük vaatler içeren tasarımları bir kenara koyup, içindeki “Clark Kent”e bakınabildiği anlarda mimarlık, ancak o zaman ürettiği mekanlarda insana dair bir söz söylediğini hissettirebilir. Geri kalanlar, “Superman”lerin, diğer “Superman”ler için ürettiği “kriptonit”siz yapılar dünyası olur.



Mjölk Architecti mimarları Zadni Treban/Çek Cumhuriyeti’nde tasarladıkları bahçe kitap-hanesi ile mimarlıklarında minör bir sessizlik alanı yaratıyorlar. 2 katlı, ahşap ve kontrplak strüktürlü, yalnızca okumak, kafa dinlemek ve biraz kitap barındırmak için tasarlanan, kendi halinde yaşayan bu “minör” tasarımı mimarlığın “majör” tutkularını hatırlatan “kütüphane” kelimesi ile tanımlamak çok da mümkün değil. Kitap-hanenin zemin katı şömineli bir okuma odasını, ikinci katı ise manzaranın da izlenebileceği okuma-uykuma birimini içeriyor. Kitap-hanenin çatısı, bir kapak misali açılabilen bir çatı olarak burayı aynı zamanda bir gözlem evi haline getiriyor. Mimarlar sanki burada yalnızca kitaplardan ve de o kitapları okuyacak ya da okur gibi yapıp kendini dinleyecek kimseleri barındıracak bir in tasarlıyorlar. Devasa telaşlardan sıyrılıp, sığınılabilecek bir in…



Nefes al, ver… Nefes al, ver… Bazen insan kendisine yalnızca bu eylemi sakince yapacağı bir yer arar. Kitapları, şarkıları bahane eder. Sakince nefes alıp, vermek ister. Çünkü ancak o zaman gerisi kendiliğinden gelir. Devasa telaşlar içinde mimarlığın da insanlar misali sakince nefes alıp vereceği anlara ihtiyacı var. En çok da süper güçlere sahip pelerinini çimlerin üstüne serip, piknik yapmaya…

Yorumlayan: Pelin Çetken

Kaynak:
www.archdaily.com


Resim Galerisi: