
Tayvan Kulesi
Sou Fujimoto Architects, Fei&Cheng Associates

Yerden çılgınca yükselen yapıların ardında dikeyde mekan üretmenin ötesinde duran bir şey var: Yerden yükselerek aşağıda ait olunan o hayattan ölesiye kopma arzusu. O hayat ki eskimiş, tükenmiş bir hayatken göklerde tanrı misali uçsuz bucaksız olan bu yeni hayat ötekini unutturur. Mimarlık bazen de bu şekilde unutmanın aracı olur. Göklerde kurulan hayatlar, yerdeki hayatları unutturmaya yarar. Blade Runner (1982, Scott) ’ı izleyenler hatırlar: Teknolojik olarak gelişen, dünya yukarıda iken, sorunlarıyla ne yapacağını bilemeyen, kirli dünya aşağıdaydı. Sanki kaybedenler mimarlığın geçim kaynağı yerde kalırken, kazananlar gene mimarlığın diğer geçim kaynağı gökte yeni yerler yaratmanın peşindeydiler. Mimarlık oradaki ayrımı net bir şekilde kurmaya yaramıştı. Tıpkı bugün ayrım yaratmak istenildiğinde mimarlığın araçlarından sonuna kadar yararlanıldığında olduğu gibi…

Her yapı yükselerek, her ne kadar aşağıda bırakılan dünyayı gözleme imkanı sunsa da aslında o imkanın ötesinde o dünyayı unutturma arzusunu taşır. Yerden yükselerek var olan yapılar yaşanılan dünyanın ölçeğiyle oynar, birden kişiyi kendi hayatının vaziyet planına bakar hale getirirler. Yapılar yükseldikçe, aşağıda kalanlar küçülür, önemsizleşir. Yerden çılgınca yükselerek, yerin coğrafyasından kopup, kendisine gökte yeni yer coğrafyası yaratan tüm yapılarda bu vardır.

Kulenin gece görünümü
Kuleler her ne kadar ilk çıktıkları zaman yerdeki düşmanı gözlemeye yarayan yapılar olarak kullanıldılarsa da bugün artık, herkesin bir turist misali yaşadığı dünyada, hayatı gözlemleme yeri olup çıktılar. Yerden yüksek oyunu ise kulelerin değil gökdelenlerin oynadığı bir oyuna dönüştü.”Kule gibi yüksek” benzetmesi ise çoktan eskimeye başladı. Bugünün kuleleri, dünün dünyasının en yüksek noktalarıyken bugün tüm yüksekliklerin arasında yalnızca birer ara kat görevi görür oldular.

Kulenin çalışma prensipleri kesiti
Uluslar Arası Tayvan Kule Yarışması’nı birincilikle kazanan Soi Fujimoto ve Fei&Cheng Associates mimarlarının ortak tasarımı olan kule, tam da kule olmayı, özellikle de gökdelenlerin dünyasında 21. yüzyılda kule olmayı sorguluyor. Ekip Tayvan, Taichung’da yer alacak 300 metre yüksekliğinde bir kule tasarlıyor. 300 metre yüksekliğinde, içinde sergi alanları ve müze barındıran kule, 300 metrenin sonunda yeşil bir alan vaat ediyor. Strüktürel yapısını Banyan ağacının yapısından alan tasarım, o iç içe geçmiş strüktürün içinde rüzgar tribünlerine ve güneş panellerine yer vererek enerji üretimi de sağlamayı hedefliyor. Yapı gündüz bulutlardan oluşan bir duvar misali gökte yer alırken, cephesine yerleştirilen led aydınlatma sistemi ile gece çeşitli görsel oyunlar sunmayı amaçlıyor.

Bilindik anlamda kule olmanın ötesini arayan bu yapı bugün bir kulenin, bugünün ihtiyaçları çerçevesinde yalnızca bir kule olarak kalamayacağını söylüyor. Burada bu kule 300 metre yukarıda sunduğu yeşil adayla sanki Blade Runner’daki dünyaya ufak bir selam gönderiyor: Gelecekte dünya gitgide yukarı taşınacak ve o gün geldiğinde bu kulenin sunduğu bu yeşil alana yukarılarda çok ihtiyacınız olacak diyor. Kentler bu kadar dikine büyürken bu kulenin selamı dikkat çekici oluyor.
Yorumlayan: Pelin Çetken
Kaynak:
Scott, Ridley, Blade Runner, 1982.
www.designboom.com
Resim Galerisi:

Her yapı yükselerek, her ne kadar aşağıda bırakılan dünyayı gözleme imkanı sunsa da aslında o imkanın ötesinde o dünyayı unutturma arzusunu taşır. Yerden yükselerek var olan yapılar yaşanılan dünyanın ölçeğiyle oynar, birden kişiyi kendi hayatının vaziyet planına bakar hale getirirler. Yapılar yükseldikçe, aşağıda kalanlar küçülür, önemsizleşir. Yerden çılgınca yükselerek, yerin coğrafyasından kopup, kendisine gökte yeni yer coğrafyası yaratan tüm yapılarda bu vardır.

Kulenin gece görünümü
Kuleler her ne kadar ilk çıktıkları zaman yerdeki düşmanı gözlemeye yarayan yapılar olarak kullanıldılarsa da bugün artık, herkesin bir turist misali yaşadığı dünyada, hayatı gözlemleme yeri olup çıktılar. Yerden yüksek oyunu ise kulelerin değil gökdelenlerin oynadığı bir oyuna dönüştü.”Kule gibi yüksek” benzetmesi ise çoktan eskimeye başladı. Bugünün kuleleri, dünün dünyasının en yüksek noktalarıyken bugün tüm yüksekliklerin arasında yalnızca birer ara kat görevi görür oldular.

Kulenin çalışma prensipleri kesiti
Uluslar Arası Tayvan Kule Yarışması’nı birincilikle kazanan Soi Fujimoto ve Fei&Cheng Associates mimarlarının ortak tasarımı olan kule, tam da kule olmayı, özellikle de gökdelenlerin dünyasında 21. yüzyılda kule olmayı sorguluyor. Ekip Tayvan, Taichung’da yer alacak 300 metre yüksekliğinde bir kule tasarlıyor. 300 metre yüksekliğinde, içinde sergi alanları ve müze barındıran kule, 300 metrenin sonunda yeşil bir alan vaat ediyor. Strüktürel yapısını Banyan ağacının yapısından alan tasarım, o iç içe geçmiş strüktürün içinde rüzgar tribünlerine ve güneş panellerine yer vererek enerji üretimi de sağlamayı hedefliyor. Yapı gündüz bulutlardan oluşan bir duvar misali gökte yer alırken, cephesine yerleştirilen led aydınlatma sistemi ile gece çeşitli görsel oyunlar sunmayı amaçlıyor.

Bilindik anlamda kule olmanın ötesini arayan bu yapı bugün bir kulenin, bugünün ihtiyaçları çerçevesinde yalnızca bir kule olarak kalamayacağını söylüyor. Burada bu kule 300 metre yukarıda sunduğu yeşil adayla sanki Blade Runner’daki dünyaya ufak bir selam gönderiyor: Gelecekte dünya gitgide yukarı taşınacak ve o gün geldiğinde bu kulenin sunduğu bu yeşil alana yukarılarda çok ihtiyacınız olacak diyor. Kentler bu kadar dikine büyürken bu kulenin selamı dikkat çekici oluyor.
Yorumlayan: Pelin Çetken
Kaynak:
Scott, Ridley, Blade Runner, 1982.
www.designboom.com
Resim Galerisi:



