Uyku Kutusu
Alexey Goryainov, Mikhail Krymov

Evler, içinde yaşayanlara benzerler. Bu, onların seçerek sahip oldukları bir özellik değildir. Genelde, onları birileri içlerinde yaşamak için seçer ve o andan itibaren evin içinde bir hikayeler yığını birikmeye başlar. Tüm katlarının planları aynı olan bir apartmanda dahi, her kat birbirinden bağımsızmış gibi davranabilir. Bu durum aslında sıradan bir konutun, kendisine benzeyen nesneler çokluğunun içinden sıyrılıp, eve dönüşme sürecidir. Her şeyi yapabilecek güçte olduğuna inanılan mimarlar bile bu durumu planlayamaz. Sahipleri onda kaldığı müddetçe, evler sahiplerine benzer. Burada sahip olma hali, ilk akla gelen maddi olan anlamının ötesinde, tamamen yaşantı bırakmayla alakalıdır ve bu alaka konut piyasası, emlak alım-satımları alt başlıklarının ötesinde durur.

Uyku Kutusu'nun dışı ve içi
Öte yandan evler, sahip oldukları her şeyi hatırlama ve hatırlatma gücünün verdiği sonsuz ağırlık nedeniyle günü gelince bazılarınca terk edilir. Sanki evi en çok, evlerinin hikayesi, kendi hikayelerinin önüne geçenler terk eder. Kendilerine evsizlik arayanlarla dolar dünya. Mimarlık ise bu noktada bir ev olmama halini nasıl tasarlayacağını düşünür. Oteller başta bunun yeri olabilecek sanılır, hafızası olmayan mekan olma kısmından evsizlik duygusunu yakalar gibi davransa da oteller, gene de başarılı olamazlar. Çünkü onlar da hafızasızlığın kalesi gibidirler, onlara bakılınca da neyin unutulmak istenildiği hatırlanır, onlar da böylelikle başka türlü de olsa en az evler kadar ağırlaşır. Bunun üzerine başka başka şeyler aramaya başlar mimarlık. Sanki unutma ve hatırlama üzerine düşündürmeyecek, sadece evden, evin her türlü anlamından kaçanlara hizmet edecek daha anlık bir şey bulunmalıdır.

Terminalde konumlanan "Uyku Kutuları"
Mimar Alexey Goryainov ve Mikhail Krymov’nin Uyku Kutusu projesi tam da bu evden kaçanlar için tasarlanmış bir şey olarak mimarlığın içinde yerini almıştır. Sanki bu kutu tüm kent kargaşasının içinde bir nefes alma anını sağlayacak bir durma yeridir. 2 metreye 1.4 metre uzunlukta ve 2.3 metre yükseklikte olan bu uyuklama mekanı rahat bir yatağa, LCD televizyona, kablosuz internete, dizüstü bilgisayar ve cep telefonu şarj aletleri için prizler gibi evini geride bırakmış bir kimse için hayati önemi olan şeylere sahiptir. Uyku Kutusu terk edildikten sonra, çarşafları otomatik olarak değiştiren sistem devreye girmekte ve kendisini yeni gelecek olan misafirine hazırlamaktadır. Bu kutunun en çok terminallerde kullanılacağını düşünen mimarlar iklimine göre bazı kentlerde sokakta da bu kutuların konumlanabileceğini söylemektedirler.

Terminalde konumlanan "Uyku Kutuları"
Bu proje Nurdan Gürbilek’in Ev Ödevi adlı kitabında yazdıkları üzerinden okunulduğunda çok daha anlamlı gelmektedir. Kitapta Gürbilek (1999) der ki: “Her çocuk er geç aynı şeyi yaşar: Bir zaman gelir, onun için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık, ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. Tam olarak ne zaman yaşarız bunu: Evin dışarıya karşı bir sığınak olduğu kadar bir engel de olduğunu fark ettiğimiz an mı? Evin geçici, ana babamızın güçsüz, ölümlü olduğunu sezdiğimiz an mı? Yoksa evin bize bir iç dünya bağışlarken aynı zamanda büyük bir iç sıkıntısı da verdiğini, bir iç dünyası olmanın bedelinin bu iç sıkıntısı olduğunu fark ettiğimiz an mı?”. Sanki bu projede mimarlar burada anlatılan “iç sıkıntısı taşıyan kimseler” için böyle bir kutu tasarlamışlardır. Uyumak için durmak ve onun dışında dünyayı evin bellemek adına bir boşluk kurgulamışlardır.

Uyku Kutusu'nun dışı ve içi
Mimarlığın evden kaçanlar için bir araç haline geldiği bu proje, kent içinde kişinin kendini en az 15 dakikalığına evsiz hissetmesini, ya da bir anda evinde hissetmesini sağlayacak garip bir ikililiği aynı anda taşımaktadır. Kentin içinde böyle bir kutu, kişiye bir an eviymişçesine davranabileceği gibi, barındırdığı boşluk duygusu ile evsizliğini de hatırlatabilecek türdendir.

"Uyku Kutu"larının tepeden görünümü
Galiba burada biraz kelimelere ve onların yarattığı etkilere bakmak gerekiyor. “Ev-sizlik” kelimesi ne olursa olsun, kökünü “ev” kelimesinden aldığı için, tüm evsizlikler istese de istemese de içlerinde biraz ev barındırıyor. Kişi evden ne kadar kaçarsa kaçsın, kaçtığı yerde hep eve benzer bir şeylere bulaşıyor. Mimarlık ise kişinin tüm nazlarını çeken bir müessese olarak görev için hep hazırda bekliyor.
Derleyen: Pelin Çetken
Kaynak:
Gürbilek, N., 1999, Ev Ödevi, Metis Yayınları, İstanbul, s:63
www.arch-group.org

Uyku Kutusu'nun dışı ve içi
Öte yandan evler, sahip oldukları her şeyi hatırlama ve hatırlatma gücünün verdiği sonsuz ağırlık nedeniyle günü gelince bazılarınca terk edilir. Sanki evi en çok, evlerinin hikayesi, kendi hikayelerinin önüne geçenler terk eder. Kendilerine evsizlik arayanlarla dolar dünya. Mimarlık ise bu noktada bir ev olmama halini nasıl tasarlayacağını düşünür. Oteller başta bunun yeri olabilecek sanılır, hafızası olmayan mekan olma kısmından evsizlik duygusunu yakalar gibi davransa da oteller, gene de başarılı olamazlar. Çünkü onlar da hafızasızlığın kalesi gibidirler, onlara bakılınca da neyin unutulmak istenildiği hatırlanır, onlar da böylelikle başka türlü de olsa en az evler kadar ağırlaşır. Bunun üzerine başka başka şeyler aramaya başlar mimarlık. Sanki unutma ve hatırlama üzerine düşündürmeyecek, sadece evden, evin her türlü anlamından kaçanlara hizmet edecek daha anlık bir şey bulunmalıdır.

Terminalde konumlanan "Uyku Kutuları"
Mimar Alexey Goryainov ve Mikhail Krymov’nin Uyku Kutusu projesi tam da bu evden kaçanlar için tasarlanmış bir şey olarak mimarlığın içinde yerini almıştır. Sanki bu kutu tüm kent kargaşasının içinde bir nefes alma anını sağlayacak bir durma yeridir. 2 metreye 1.4 metre uzunlukta ve 2.3 metre yükseklikte olan bu uyuklama mekanı rahat bir yatağa, LCD televizyona, kablosuz internete, dizüstü bilgisayar ve cep telefonu şarj aletleri için prizler gibi evini geride bırakmış bir kimse için hayati önemi olan şeylere sahiptir. Uyku Kutusu terk edildikten sonra, çarşafları otomatik olarak değiştiren sistem devreye girmekte ve kendisini yeni gelecek olan misafirine hazırlamaktadır. Bu kutunun en çok terminallerde kullanılacağını düşünen mimarlar iklimine göre bazı kentlerde sokakta da bu kutuların konumlanabileceğini söylemektedirler.

Terminalde konumlanan "Uyku Kutuları"
Bu proje Nurdan Gürbilek’in Ev Ödevi adlı kitabında yazdıkları üzerinden okunulduğunda çok daha anlamlı gelmektedir. Kitapta Gürbilek (1999) der ki: “Her çocuk er geç aynı şeyi yaşar: Bir zaman gelir, onun için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık, ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. Tam olarak ne zaman yaşarız bunu: Evin dışarıya karşı bir sığınak olduğu kadar bir engel de olduğunu fark ettiğimiz an mı? Evin geçici, ana babamızın güçsüz, ölümlü olduğunu sezdiğimiz an mı? Yoksa evin bize bir iç dünya bağışlarken aynı zamanda büyük bir iç sıkıntısı da verdiğini, bir iç dünyası olmanın bedelinin bu iç sıkıntısı olduğunu fark ettiğimiz an mı?”. Sanki bu projede mimarlar burada anlatılan “iç sıkıntısı taşıyan kimseler” için böyle bir kutu tasarlamışlardır. Uyumak için durmak ve onun dışında dünyayı evin bellemek adına bir boşluk kurgulamışlardır.

Uyku Kutusu'nun dışı ve içi
Mimarlığın evden kaçanlar için bir araç haline geldiği bu proje, kent içinde kişinin kendini en az 15 dakikalığına evsiz hissetmesini, ya da bir anda evinde hissetmesini sağlayacak garip bir ikililiği aynı anda taşımaktadır. Kentin içinde böyle bir kutu, kişiye bir an eviymişçesine davranabileceği gibi, barındırdığı boşluk duygusu ile evsizliğini de hatırlatabilecek türdendir.

"Uyku Kutu"larının tepeden görünümü
Galiba burada biraz kelimelere ve onların yarattığı etkilere bakmak gerekiyor. “Ev-sizlik” kelimesi ne olursa olsun, kökünü “ev” kelimesinden aldığı için, tüm evsizlikler istese de istemese de içlerinde biraz ev barındırıyor. Kişi evden ne kadar kaçarsa kaçsın, kaçtığı yerde hep eve benzer bir şeylere bulaşıyor. Mimarlık ise kişinin tüm nazlarını çeken bir müessese olarak görev için hep hazırda bekliyor.
Derleyen: Pelin Çetken
Kaynak:
Gürbilek, N., 1999, Ev Ödevi, Metis Yayınları, İstanbul, s:63
www.arch-group.org



