
Yaratıcı Kentzedenin Mekanı İktidarın Çatlakları - Bölüm 2
Pelin Çetken, Duygu Gökbulut

İktidarın çatlaklarında var olan ikincil durumlar:
Çeşitli şirketlerin, devlet gibi otoritelerin “stratejilerine” karşı bireyin “taktiklerle” var olduğu, sızdığı alanları bu koca otorite kütlelerinin çatlakları olarak değerlendirebiliriz. Bu çatlaklarda yaratıcı kentzedenin var olma biçimleri hep bir ikincil durumu tarifler. İkincil durumlar, bir şeyin alternatifi olma, alternatifinin üretilme hali bu çatlaklarda yer eder.
Kente en çok bulaşan, bulanan bireylerin yaratıcı kentzede olma düzeyleri girdikleri bu etkileşimlerin oranına göre artar. Yüksek duvarlarla ve güvenliklerle kentten koparılmış korunaklı bir sitedeki evinden hiç çıkmadan, kentin renkli dünyasına bulanmadan, kentle çarpışmadan yaşayan biri ile kenti evi olarak kullanan bir “evsiz” in yaratıcı kentzedelik oranları elbette aynı değildir. Kentten hasar gördükçe onu tanıyan birey, onun gündelik hayatının, stratejilerinin bilgisine ulaşan birey onu kendi 1/1 ölçekte algısı ile yeniden tanımlar. Birincil durumları dışarıda tutarak, bu durumların dışında durarak, kendine ikincil durumlardan oluşan iktidarın çatlaklarında var olmuş kendi iç sesinin duyulduğu bir kent kurar.
Gündelik hayat içerisinde her bireyin gündelik yaşam bilgisine dayandırdığı, kültür endüstrisinin aynılaştırma stratejilerine karşı bireyin ürettiği kendine ait taktikleri vardır. Örnek olarak, İstanbul’da trafik sorunu ele alınırsa; mevcut düzen trafikte sıkışık kalmaya, toplu taşıma araçlarından ya taksi, ya dolmuş ya da otobüs kullanmayı bireylere dayatırken, yaratıcı kentzedenin, bu durumdan aldığı zedelerle, ki bunlar trafikte mahsur kalma, zamanında gideceği yere hiçbir zaman varamama gibi çeşitlidir, gündelik hayat bilgisi şekillenir, ve kentzede bu duruma korsan taksi kullanma ya da taksi dolmuş kullanma taktiği ile cevap verir. Gene trafik örneği üzerinden gidildiğinde, ne zaman, nerede, nasıl trafik olacağını bilerek hareket etme de bir başka taktiktir yaratıcı kentzedenin uyguladığı. Pazartesi/Cuma/Hafta sonu/iş çıkışı/okul çıkışı/yağmur trafikleri yaratıcı kentzedenin gündelik hayat bilgisinde yer ettirdiği, bunlara göre hangi yoldan, hangi araçla gideceğini belirlediği gene taktiksel durumlardır. Bu taktikler, adı konmamış bir yaratıcılık ile ortaya çıkar. Birey kendine gündelik hayat bilgisiyle iktidarın çatlaklarında ikincil durumlar yaratır.
İktidarın çatlaklarında var olan bu ikincil durumların yaratılabilmesi için, bireyin gündelik hayatın ritmini iyi bilmesi, 1/1 ölçekte gündelik hayatla çok iç içe olması gerekir. Bu noktada bu ikincil durumlara dair en iyi bilgi en genel deyişle sokakta bulunabilir. Bireyin kentle etkileşimi, ondan aldığı zedeler, onun gündelik hayat bilgisini arttırırken, ürettiği taktikleri de çeşitlendirir. Bir ikincil durumlar gözlemi yapabilmek için, sokağa bakıldığında, kentin içinde her daim hareketli olan, bu hareketin nereye doğru olacağını da kendi iç sesi ile karar veren sokak insanları, işportacılar öncelikle dikkat çeker. Çünkü onlar öncelikle daimi olarak kentle etkileşirler, kentin bilgisine sahip olmaları, onların var olmalarını sağlayan en önemli şeydir. Onlar kentte, gündelik hayat bilgileriyle otoritelerin onları silme stratejilerine karşı var olma taktikler üretirken, diğer bir yandan da ikincil bir ekonominin ilk adresi haline gelirler. Bu ikincil ekonominin adresi olma durumu ise onların kentte birçok ikincil durumu yaratmasını sağlar. İkincil ekonominin adresi olma ile yaratılan birçok ikincil durum başka yaratıcı kentzedelerin otoriteye karşı uyguladıkları taktiklerde kullanılır. İşportacılar kendi içlerinde kimi zaman farklılaşmasalar da oluşturdukları ikincil potansiyelleri ile kenti farklılaştıran öğe haline gelirler; bu yüzden de onların kentte yeniden tanımladıkları durumlar 1/1 ölçeğin iktidarın çatlaklarında var ettiği kentin bilgisini edinmek açısından önem kazanır.
İktidarın çatlaklarında yer kollayanlar; işportacılar
İşportacılar kentte iktidarın çatlaklarında var olarak ikincil bir ekonomiyi yaratırken aynı zamanda kentte yeni mekanlar kurgulayan kimselerdir. İşportacılar gündelik hayat ritminin sürekli içinde olduklarından kenti 1/1 ölçekte analiz etmeyi iyi becerirler. Kentte otoritenin dış sesinin duyulmadığı anları kollamak onların işidir. İktidarın çatırdadığı bu anlarda, o çatlaklara yerleşirler. Bu çatlakların nerede, ne zaman var olacağının bilgisi de onlarda saklıdır.
Birincil durumları dışarıda tutarak, bu durumların dışında durarak, kendine ikincil durumlardan oluşan iktidarın çatlaklarında var olmuş kendi iç sesinin duyulduğu bir kent kurgusu içinde işportacılar alışverişin alternatifidir, ikincil olanıdır. Kültür endüstrisinin stratejisi, kentin bir alışveriş merkezi üzerinden yaşanması üzerine kuruludur. Ondan artakalanda yaşanacak bir şey kalmamalıdır, bu sebeple eğlenceden giyime her şey bu büyük kutuların içinde etiketleri ile bireyleri beklemektedir. İşportacılar ise artakalanda, sokaktaki insanın yanında olandır. Kentte yeni mekanlar kurgulayarak alışveriş merkezinin stratejilerine karşı ayakta kalmaya çalışandır, ekonomiyi çeşitlendirirken; kenti, sosyal ilişkileri, kentteki mekanları çeşitlendiren, 1/1 ölçekte yeniden yorumlayan, tanımlayandır.
Bu mekanların, sosyal ilişkilerin niteliğini algılayabilmek için birincil, ana ekonominin aracı olan alışveriş merkezi ile işportacıları karşılaştırmak, işportacıların kentte yarattıkları ikincil konumlarını daha da netleştirecektir.
Alışveriş merkezleri kitleleri bir gören, büyük ölçeğe hitap eden, sabit, kütlesel, merkezi, nesnel yapıda olan, bireylerle tepeden inme bir ilişki kuran, bu ilişkiyi de medya yollu, sanal bir biçimde kuran, dış dünyada kopuk, yalıtımlı, korunaklı birer kültür endüstrisi aracıdır. İşportacılar ise, 1/1 ölçekte olmanın verdiği birebir ilişkiler yumağında, küçük ölçeğe hitap eden, kentin içinde çözülmüş yapıda, illegal biçimde, mobil olarak bulunan, dış dünya ile var olan bir nevi duvarsız, kapısız gezici dükkanlardır.
Bu duvarsız, kapısız gezici dükkanlar kenti analiz ederek, kenti tanımlarının dışında kullanarak iktidarın çatlaklarında yeni mekanlar kurgularlar. Parça-mekan olarak adlandırılabilecek bu mekanları işportacı 1/1 ölçekteki bilgisi ile seçer. Yaratıcı kentzede işportacı tarafından 1/1 ölçekte gündelik hayat bilgilerince analiz edilen, yorumlanan kentte, iktidarın çatırdadığı noktalar, alanlar strateji ve taktikler çerçevesinde belirlenir, kullanılır. Böylece kentteki yasal boşluk içeren mekanların kullanımı ortaya çıkar.
Kentte seçilmiş çeşitli mekanların çeşitli parçalarının yaratıcı kentzedeler tarafından anlık olarak ele geçirilmesi, başka parçalarla bir araya getirilmesi ve yeniden üretilmesi ile yaratıcı kentzedenin kentteki yaratıcı mekan tanımı var olur. Park duvarları, köprü altları, merdivenler, havalandırma boruları gibi kentte başka bağlamların parçası olan yüzeyler yaratıcı kentzedeler tarafından ele geçirilir, yeniden yorumlanarak, mobil olarak bir şeyler satma, uyuma, ısınma gibi eylemleri karşılayan mekanlara dönüşür. İktidarın çatlaklarında yasal bir boşluk içinde var olmanın getirdiği durumlara karşı parça-mekan yaratıcı kentzedenin var oluş taktiğidir.
Mobilite üzerinden kentte iktidarın çatladığı alanlar, anlar analizi
Alan araştırması: Taksim meydanı, İstiklal caddesi, Karaköy, Eminönü meydanı, Tahtakale, Mecidiyeköy/Şişli meydanı, Şirinevler, Bakırköy Metrobüs durakları üst geçitleri
Yaratıcı kentzedeler kentte kurdukları parça-mekanlar ile her an her yerde ortaya çıkabilirler.
Bu rastlantısal gibi duran ortaya çıkmalar bu alanlarda gözlemlenmiştir ki tamamen kentin gündelik yaşamına, bireyin gündelik yaşamına dair bilgilerinin kullanılmasıyla oluşur. Yaratıcı kentzede 1/1 ölçekte okuduğu kenti kendi ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirir ve yeni mekan tanımları kurgulayarak var olur. 
Bu alanlarda çeşitli zaman aralıklarıyla gözlemlenen işportacıların bu alanları neden seçtikleri, ne aralıklarla nasıl bu noktalarda var oldukları, ne gibi başka parçalarla parça-mekan tanımladıkları incelenerek, bir yaratıcı kentzede olarak kenti nasıl analiz ettiklerinin bilgisi edinilmeye çalışılmıştır.
Öncelikle bu alanlar, tüm örnekler karşılaştırıldığında kullanıldıkları zamanlar çerçevesinde kentte yasal boşlukların olduğu alanlar olarak karşımıza çıkıyor. İktidardaki çatlaklara sızma, yerleşme ve orada var olma amaçlı kullanılan bu alanlarda birey otoritenin dış sesini duymadığı, kendi iç sesini, ikincil durumlarını yarattığı bir yaratıcı kentzede olarak o alanlardaki kent parçalarını kendi ihtiyacı için bir var olma taktiği olarak kullanılıyor. İşportacının ikincil durumlarının kentte diğer yaratıcı kentzedeler tarafından kullanılması da İstanbul’u başka kentlerden ayrıştıran bir özellik oluyor.

İşportacı iktidarın çatladığı, yasal bir boşluk anını yakalamak için kentte mobil olarak var oluyor. Mobil olması onun kenti her gün her saat daha iyi tanımasını sağlıyor. Yaratıcı kentzede işportacı gündelik hayat bilgisini arttırdıkça hangi alanı ne zaman kullanacağı, nasıl ve ne gibi araçlarla kullanacağını ortaya koyuyor. Bu alanlarda yaratıcı kentzedenin parça-mekanları ile ortaya çıkış dinamikleri arasındaki akrabalık bağları gözlemleniyor. Akrabalık ilişkileri işportacıların bu alanları, orada bulunma zamanlarını, koşullarını özellikle seçtiğini anlatıyor.
Yaratıcı kentzedeler bu alanlarda günün en kalabalık saatlerinde, kontrolün az olduğu anlarda özellikle de akşam saatlerinde ortaya çıkarlar. Yasal boşluklara yerleşen yaratıcı kentzedeler, bu boşlukların en çok hangi yerlerde, hangi zamanlarda gerçekleştiğini birer kentzede olarak bilirler. Kentte seçtikleri alanlarda konumlandıkları kent parçaları ve onu başka parçalarla birleştirerek kurdukları parça-mekanlar geçicidir, anlıktır. Bu parçalar yaratıcı kentzedenin onları kullanma biçimleri ile değişir, dönüşür. Yaratıcı kentzedeler, parça-mekanlarında sürekli tetiktedirler, her an o mekanı toplayıp başka yere taşıyabilecek ataklıktadırlar. Kurdukları parça-mekanlarla kentte hayatta kalabilmek için sürekli bir gözlem içindedirler. Gelecek bir zabıta ile mekan yıkılır, tekrardan başka bir uygun anda, kontrolün esnek, insan yoğunluğunun fazla olduğu bir anda yeniden kurulmak üzere.
Yaratıcı kentzedeler parça-mekanları kurgularken yalnızca kenti analiz etmezler, kentin yasal boşluklarında sığınabilecekleri, insan yoğunluğunun olduğu alanlar ve anlar dışında kentin gündemi ve hatta hava durumu dahi yaratıcı kentzedenin ilgi alanındadır. Yağmurlu bir havada sıkışacak trafik anında satılacak su, şemsiyesiz kalan birine sunulacak bir şemsiye, maç günü stadyum etrafında satılacak takım atkıları ile kurulacak parça-mekanlar için kentin gündelik hayat ritminin iyi tutulması gerekir, bunu da yaratıcı kentzede otoritelere karşı kurguladıkları taktiklerle en iyi şekilde yapar.

Bu noktada enteresan olan, yaratıcılığın sıradanın içinden çıkması, büyük puntolu yaratıcılık tanımlarının, bu küçük puntolu yaratıcılık tanımlarının yanında anlamsızlaşması oluyor. Hiçbir şeyi olmayan kimselerin hayattan bir şey edinme çabaları onların yaratıcılıklarını ortaya koyuyor ve bu durum, sınırda olma halinin keskinliğini barındıran bu mücadele etme hali, kentte bambaşka dinamiklerin oluşmasını sağlıyor, kenti gerginliğiyle her daim canlı tutuyor. Kentte yaratıcı mekanları kuranlar, kenti dinamik tutanlar ofislerinden dünyaya bakan mimarlar değil, kenti birebir yaşayanlar oluyor. Tasarım yaptığını fark etmeden tasarım yapmak, kendiliğinden bir hiçliği kurgulamak, kentin sıradanını, gündeliğini özel kılıyor, kentin sıradanında yer alanlar yalnızca onun bilgisiyle oluştuğundan ona has oluyor. Böylece kent barkotlarla ifade edilen bir nesneye dönüşmemiş oluyor.
İktidarın çatlaklarında bu kendiliğinden üreyen mekanlar kentin sürekli değişen yüzleri oluyor. Bu yüzler ile kent ayakta kalıyor, kendini her gün yeniden kurguluyor. İktidarın çatlaklarında kendiliğinden bir İstanbul varlığını sürdürüyor.
Kentte yaratıcı kentzede, işportacıların otoritelerin stratejilerine karşı taktik olarak hızla çeşitli parçalardan mekan üretimi onun kente ne kadar egemen olduğunu gösteriyor. Onun 1/1 ölçeğin bilgisiyle kurguladığı mekanları takip etmek, iktidarın çatladığı o anlarda dolanmak, kentin bambaşka yüzlerini ortaya koyuyor. 1/1 ölçek kentin henüz barkotlarla ifade edilen bir nesneye dönüşmemiş olduğunu gösteriyor. Kentin kültür endüstrisine sunmadığı, kendisine sakladığı değerler kentin kültür endüstrisine karşı direnç noktalarını ortaya koyuyor ve böylece her şeyin tüketildiği bir zamanda İstanbul tükenmiyor.
Kaynaklar:
Adorno, Theodor W. (1998), Minima Moralia, (Çev.Orhan Koçak-Ahmet Doğukan), Metis Yay., İstanbul.
Adorno, Theodor W. (2003), “Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken”, (Çev.Bülent O. Doğan), Cogito, Sayı: 36, Yaz.
Lunn, Eugane (1995), Marksizm ve Modernizm, (Çev.Yavuz Alogan), Alan Yay., İstanbul.
Michel de Certau (1885), The Practice of Everyday Life, Berkeley: University of California Press)
Gilles, Deleuze, (1987), FEMIS Sinema Okulu öğrencilerine hitaben yaptığı konuşma, Paris



