“Akvaryumda Süs Balığı Olacağıma Tehlikeli Sularda Pirana Olurum Daha İyi”

İlke Tekin

http://www.yeniresimler.com/img19820.htm

Metafor, soyut kavram, düşünce ve durumların somut hale dönüştürülmesinde, bir başka deyişle onları çok daha kolay anlaşılır hale getirerek canlandırıp ete kemiğe bürünmelerini sağlamada en elverişli araçlardan biri. 2005’te akademisyenliğe adım attığım yıldan bir süre sonra, yaptığımız işler üzerine konuşurken yakın bir mimar arkadaşımın yorumuydu: “Akvaryumda süs balığı olacağıma tehlikeli sularda pirana olurum daha iyi”. Kendisi akademisyenlikten köşe bucak kaçıyordu. O gün, mimar-akademisyen olarak yaptığım işi bu kadar iyi anlatan bir metafor olduğunu henüz fark etmemiştim.

Yedi yılın ardından doktorayı bitirmenin getirdiği hafiflik, yerine başka türlü bir ağırlık bıraktı, yaptığım işler bütününe yabancılaşmak gibi… Hayatımın büyük bir kısmını kaplayan doktora, okuldan verilen bir beyaz kağıtla elimden alınınca, doktora dışında yaptığım her türlü iş ve eğlenceye yarım yamalak dahil olmayı da zorunlu olarak bıraktım. Fark ettim ki asıl sığınma alanı piyasanın tehlikeli suları yerine akvaryum değil, akvaryum içinde doktora tezi yazmakmış. Yoğun bir çalışmadan çıkan herkes gibi, ne ortaya çıkan ürün ne de yapılan akademisyen etkinlikleri eskisi gibi parlak ve heyecanlı gözükmüyor. Geçici olduğuna inandığım, inanmak istediğim bu süreç, bu satırları kaleme almamda en etkili motivasyon oldu.

Türkiye gibi pratikte mimarlık yapmanın çetrefilli yollarına girmiş, piyasada çalışan çoğu mimarın korunaklı bir alan olarak gördüğü akademik ortam sanıldığı kadar güvenlikli, rahat sulara sahip değil, hele de belirli eğilimlere ya da gruplara tutunmak istemiyorsan. Akademik anlamda kayıplar olarak gördüğüm birçok kişi akvaryumda barınma kurallarının kurbanı oldu.

Akvaryum ve tehlikeli su metaforlarına daha yakından bakarsak, akvaryum ‘izlenen’ bir yer, tehlikeli sular ise okyanus ve ırmak gibi uçsuz bucaksız bir ortam tarif ediyor, içinde rahatlıkla hareket edebileceğin ve istediğinde kaybolabileceğin bir yer. Akvaryumda saklanacağın delikler çok sınırlı, hep göz önündesin. Zaten aslında bir delik bulup saklanmak değil göz önünde olmaya çalışmak daha güvenlikli alanlar sağlıyor. Bunun için sağlam bir network’e ihtiyaç var.

Akvaryumda rahat barınabilmenin birinci kuralı. İçine girebildiğin ilişkisel ağ, senin yerini ve konumunu güçlendirmeni sağlıyor. Akvaryumda rahat barınabilme kurallarından ikincisi: büyük ve güçlü bir balık olabilmek için 0 ve 1’lerden oluşan bir çalışmalar tablosuna ihtiyaç var. Akademik yükselme, yaptığın işin niteliğinden çok, sahip olduğun rakamlara göre belirleniyor. Akademisyenlikte yerler ve pozisyonlar umulduğunun aksine kişilerin bireysel üstünlüklerine göre belirlenmiyor, meritokratik değil. Bildiri, makale, konferans, yarışma gibi işler arasında sen bir 87, 105 ya da 306 oldun mu, önünde kapılar kolay açılıyor. Yükselme araçlarını iyi öğrenirsen, kendine her geçen gün daha sağlam ve güvenlikli bir alan açmış oluyorsun. Performansı en yüksek olan, okulun en başarılı ‘elemanı’ oluyor, hatta ödüller alıyor. Bir rakama dönüştükçe hiyerarşik düzen içinde söz hakkın artıyor. Bu, saygı ve kabul görmenin önemli bir kuralı.


http://web.mit.edu/heald/www/presentations.html

Mimarlık akvaryumunun altın üçüncü kuralı, dışarıdaki, pratikte üretilen mimarlığı eleştirmek, mimarlık pratiğinin karmaşık ilişkiler ağının farkında olmaksızın, steril bir ortamda bunları kağıda dökmek. Günün moda terimleriyle ‘eleştirel’ bakış, mimar-akademisyenin bilgisini sunması/pazarlaması için önemli bir araç. Mimari proje ders ve jürilerinden alışık olunan sözde ‘eleştirellik’, görünür olmanın önemli bir diğer aracı.

Bu tabloda var olan düzeni, kalıp ve düşünceleri sürekli sorgulayan, boyun eğmeyen ve mücadele eden bir entelektüelden çok, var olan kuralları yeniden üreten bir fotokopici memur var gibi. Bu altın üç kural öğrenildiğinde, işler kolaylaşıyor ancak mimar-akademisyenlik kendi işine en çok yabancılaşan mesleklerden birine dönüşüyor. Akvaryumun birbirinden farklı renkleri arkasında asıl var olan pragmatizme dayalı, hiyerarşik bir düzen. Muhalif duruşlar, bu düzende eriyip gidiyor. İktidarın yanında yer alan, konumlanan, bu network içinde itiraz etmeyen ve edenleri dışlayan kazanıyor. Kimi zaman sömürüye kadar uzanan akademik çalışmalar içinde rekabet ruhu en önemli motivasyon.

Akvaryumdan kaçmak mümkün mü? Akademik ortamın steril ve yapay ortamında nefes almayı öğrenmiş bir akademisyen için, piyasa ortamına geri dönmek ya da girmek, bu uçsuz bucaksız ortama ayak uydurmak, korkutucu bir rüya gibi görünüyor. Yabancılaşma hem içeriye hem dışarıya karşı yaşanırsa ya o zaman ne olur? Hangisine nasıl ayak uyduracağını bilmezsen, barınmak için nasıl kanallar bulmalıdır? Bu kanallar var mıdır? İşte tüm bu sorular arasında dolanırken, başka bir mimar-akademisyen arkadaşımın gündelik sohbetlerimizdeki akademisyenliği bırakma hayalleri geliyor aklıma: ‘Ben akademisyenlikten vazgeçtim, balıkçı olacağım.’ ya da ‘fırın açıp kedidili, acı badem ve beze yapacağım.’ gibi sözleri benim yaşadığım yabancılaşmadan çok da uzak olmasa gerek. Bu yabancılaşma içinde, yapılan işe ilişkin inançsızlık ve umutsuzluk yatıyor. Bu ruh halinden kurtulmanın bir yolu ise sanırım, var olan bu kısır ortamı daha yüksek sesle telaffuz etmekten geçiyor. En azından şimdilik…

http://moralcoral.wordpress.com/2013/02/04/top-tips-for-starting-a-phd/

Birkaç yararlı not:

Pirana:
Güney Amerika’daki akarsularda yaşayan, küçük ama yırtıcılığıyla dikkat çeken bir düzineyi aşkın balık türü Pirana olarak bilinir. Bu balıklar, tetralar gibi, saldırgan olmayan çok renkli birçok akvaryum balığının akrabasıdır. Piranalar çok geniş bir alanı kaplayan Amazon havzasındaki akarsularda ve Orinoko gibi yakınındaki ırmaklarda yaşarlar.
İçlerinden 4-5 tür özellikle tehlikelidir. Ancak pacular (otçul piranhalar) saldırgan değildir.

Özellikleri:
Piranaların en belirgin özelliği iri ve sivri dişleridir. Güçlü kaslara bağlı alt ve üst çenesinde sıralanmış olan ustura gibi dişler ağız kapandığında birbirlerine sıkıca kenetlenir. Böylece pirana kendinden çok daha iri olan avından büyük parçalar koparabilir. …Piranalar ailelerine çok bağlıdır ama kan kokusuna dayanamaz. Yani huy ve fiziki yapıdan (diş ve kaslar) bir nevi köpek balıklarına benzerler.

Akvaryum:

Çoğunlukla cam ya da yüksek dirençli plastik gibi saydam malzemelerden yapılan, genellikle balık olmak üzere, bazen de omurgasızlar ve ayrıca amfibyumlar, deniz memelileri ve sürüngenler gibi suda yaşayan bitki ve hayvanların tutulduğu ve daha çok bu canlıların sergilenmesi amacıyla kullanılan içi su dolu, küçük bir cam kavanozdan büyük su tanklarına kadar geniş bir yelpazede yeralan kap ve yapılar. Akvaryum sahibi olmak dünya çapında yaklaşık 60 milyon kişi tarafından paylaşılan popüler bir hobidir. Çağdaş akvaryumların öncülerinin ilk çıktığı 1850'li yıllardan beri, özellikle akvaryum balıklarını sağlıklı tutabilmek için daha karmaşık ışıklandırma ve filtreleme sistemleri de geliştirildikçe akvaryum ile ilgilenenlerin sayısı artmıştır.

Sınıflandırma:
Akvaryumlar, içinde barındırdıkları su hayatının tipine göre farklı şekillerde sınıflandırılabilir. Akvaryum içindeki suyun durumu ve özellikleri en önemli sınıflandırma kriteridir, çünkü suda yaşayan canlıların çoğu uygun olmayan su koşullarına maruz kaldıklarında yaşamlarını sürdüremez. Akvaryumun boyutu da ne tür ekosistemin oluşturulacağı ve hangi türlerin besleneceği konusunda sınırlandırıcıdır.

Tür seçimi: Akvaryum ile ilgilenenler arasında tür seçimi ile ilgili çeşitli teoriler dolaşmaktadır. Belki de bunların arasında en yaygın olanı akvaryumların topluluk ya da saldırgan tipi olarak ikiye ayrılmasıdır. Topluluk tankları birbirine karşı saldırgan olmayan çeşitli türleri bir arada barındırır. Günümüzde akvaryum ile uğraşanlar arasında en yaygın olan akvaryum tipi budur. Saldırgan tanklarda ise başka balıklara karşı saldırgan olan ya da saldırılara karşı dayanaklı olan sınırlı sayıda balık türü bulunur. Bu tank tiplerinin her ikisinde de akvaryumdaki balıklar aynı ya da farklı coğrafi bölgelerden gelseler de, aynı su koşullarına uyum gösteren türlerdir. Balıklara ek olarak omurgasızlar, su bitkileri ve akvaryum süsleri de bu tank tiplerinde bulunur.

Akvaryumda balık türleri: Dayanıklı balıklar, Taklitçi balıklar, Yosun yiyenler, Tabandan beslenenler, Tropikal balıklar, Soğuk su balıkları, Süs balıkları, Temizleyici ekip.