Mimarlık Evreninin Yıldız Haritası

Proje Dikdörtgen Atölye Sergisi

Similasyonun Iskaladıkları, Okan Aydoğu

 


Mekanar Mekan Araştırmaları'nın ilk etkinliği olan ve Kasım 2008'de düzenlenen Proje Dikdörtgen Atölye Sergisi ve paralelinde düzenlenen Mimarlık Eğitimi ve Neoliberalizm paneli ile ilgili bilgileri size sunuyoruz.

Sergi Bilgileri

Düzenleyen: Mekanar Mekan Araştırmaları
Tarih: 25 Kasım – 2 Aralık 2008
Yer: Yapı Endüstri Merkezi
Destekçiler: 12 Punto, Garanti Galeri, Osmanlı Bankası Müzesi, Yapı Endüstri Merkezi, Net Copy

Sergi Metni

Dikdörtgen bir sembol, mimarlıktan sosyal bilimlere her disiplindeki kavram enflasyonunun yarattığı erozyona karşı bir sembol. Çağdaş kapitalizmin ekonomi mantığı kişisel beğeni ve zevkler üzerinden tüketimi sürekli uyarmak üzerine kurulu. Bu ekonomi mantığın beşeri alanlara sızması ise bir kültürel patolojiye neden oluyor. Tüketim toplumunun üretim kavram ve tekniklerinin kültürel alana taşınmasının yarattığı anomali gündelik hayatı anlamlandıran kavramların meşruluk zeminini yok ediyor, içeriksizleştiriyor. Bu durumun neden olduğu entelektüel tembellik beşeri bilimlerdeki üretimi eğlenceli bir kültürel incelemeler oyununa dönüştürmüş durumda.

Neoliberalizmin “bireyi ve bedeni” ön plana çıkaran ideolojisini mimari üretim ve mimarlık eğitiminde de görmek mümkün. “Bedensel deneyim”, “haz”, “kışkırtmak”, “aura” vb. bireye ve bedene yönelik kavramlar üzerinden üretilen bir mimarlık ve mimarlık eğitimi ile karşı karşıyayız. Günümüzde toplumu oluşturan bütün, sınıf mücadelesi temelli kavranmak yerine sadece kalabalıklar olarak algılanıyor. Bu durumun tasarım atölyelerindeki karşılığı ise sadece tasarımcının kendi iç dünyası içinde anlamlandırmanın mümkün olduğu, kerameti kendinden menkul kavramlar ve bu kavramlara tekabül eden tuhaf, amorf formlar dizisi. Mimarlık şimdiye değin olmadığı kadar bir biçimler oyununa indirgenmiş; çarpıcı formlar ve iyi sunum teknikleri mimarlığın öz bilgisinin önüne geçmiş durumda. İdealize edilmiş gerçekdışı kullanıcılar için programlar üretilmekte, “merkez ve hakim ideoloji”yi onaylayan ve yeniden üreten proje konuları üzerinden yapay tartışmalar yapılmaktadır.

Oysa ki mimarlığın temel ürünü mekandır. Mekanın etimolojik karşılığı ise “olayın geçtiği yer”dir. Olayın geçtiği mekan toplumsal sınıf farklılıklarına dayalı mücadele biçimlerinin, kültürel ve etnik kimliklerin buluştuğu, çatıştığı bir alandır. Sadece sonsuz bir şimdiyi ve bireyi esas alan mevcut ideolojinin yerine olayları ve bunlara tekabül eden mekanları tarihsel bütünlüğü içinde kavrayacak yeni bir farkında olma bilincine acilen ihtiyaç var. Marksist terminoloji içinden söylemek gerekirse altyapı ile üstyapı arasında ilişkiyi yeniden kurmak gerekmektedir.

Proje Dikdörtgen yukarıda tarif edilen çerçevede yeni ve gerçek tartışmalara imkan tanıyacak bir bilgi alanı ve dil oluşturmayı amaçlamaktadır.

Mimarlık Eğitimi ve Neoliberalizm Paneli

Düzenleyen: Mekanar Mekan Araştırmaları 
Tarih: 29 Kasım 2008
Yer: Yapı Endüstri Merkezi
Panelistler: İhsan Bilgin, Nevzat Sayın, Uğur Tanyeli, Hakkı Yırtıcı, Ferhan Yürekli
Destekçiler: 12 Punto, Garanti Galeri, Osmanlı Bankası Müzesi, Yapı Endüstri Merkezi, Net Copy

Panel Metni

Bugün neoliberal bir dünyada yaşadığımız; gerek Batı’nın gerekse dünyanın geri kalanının bu durumun bir parçası haline geldiği ya da bir şekilde bu durumdan etkilendiği herkesin üzerinde uzlaştığı bir konu. Kapitalizmin tarihi içinden bakıldığında her evresinin basit bir ekonomik düzenleme olmadığından, insan yaşamlarını her boyutu ile geri dönülmez bir biçimde değiştirdiğinden, dönüştürdüğünden söz etmeye ise gerek bile yok. Bu çerçevede özerk bir bilgi alanı olmanın ötesinde piyasa koşullarının bir parçası olan mimarlığın ve onun uzantısı mimarlık eğitiminin bugünkü biçim ve koşulları üzerine düşünmek bu panelin tartışma konusu olarak düşünülmektedir.

Haziran ayında yapılan Proje Dikdörtgen atölye çalışması esnasındaki tartışmalarda özellikle şu vurgu yapılmıştır: Bu atölyede neoliberalizme karşı ya da ondan yana bir tavır alma kaygısı bulunmamaktadır. Asıl eleştirilmesi ve söze dökülmesi istenen piyasa ekonomisinin kaçınılmaz ve doğal bir şekilde parçası olan mimarlık ve eğitiminde bu ilişkinin konuşulmasını engelleyen bir söylemin hakim olduğu ve mimarlığın estetize ve kültüralize edilerek, gerçek koşullarının üstünün örtüldüğü ve bu ilişkilerin saklandığı idi. Atölye mimarlığın piyasa koşulları içindeki gerçek konumu üzerine düşünmeyi, toplumsal bağlarını tekrar kurmayı ve buna ait bir dil geliştirmeyi amaçlamaktaydı.

Adrian Forty ~Objects of Desire’ kitabında bugün tasarım eyleminin beyin ve ceple ilişkisini koparan bir kültürel lökotomi durumu yaşandığı ve bu bakış açısının “tasarım eylemi eğer ticaretle yakından ilişkilendirilirse entelektüel hijyenin de yanlış anlaşılmış bir girişim olarak kabul edildiği ve hatta kirletilmiş olduğunun düşünüldüğüne dair bir anlayışın geliştiği saptamasını yapar. Mimarlığı sadece sanatsal bir aktivite olarak değerlendirmek onu önemsiz hale getirmektedir ve bu durumda mimarlığı bir biçimler oyunu/dünyası, görsel bir aktivite olarak düşünmek/kabul etmek anlamına gelmektedir.

Bu çerçevede düşünülecek olunursa, Harvey, Umut Mekanları kitabının giriş bölümünde 1970’lerden itibaren etkili olan iki önemli söylemsel dönüşüme dikkat çekmektedir: “Küreselleşme” ve “beden”. Harvey’in sözleriyle küreselleşme, “uluslararası kapitalizmin ekonomi-politiğini anlamaya yarayan ve küreselleşen neoliberalizmin cesur yeni dünyasıyla özdeşleşen en baskın kavramlardan biri artık.” Harvey’e göre son yirmi yıldır bedene duyulan ilginin kaynağında ise öncelikle “ikinci dalga feminizm” ve “yapıbozum” kavramları bulunmaktadır. “Küreselleşme” mevcut söylemler arasında en makro düzeyde olanı iken, “beden” toplumun işleyişini anlamak açısından en mikro düzeyde olanı temsil eder. Küreselleşme ve beden arasında kurulacak ilişki ise bizlere yepyeni açılımlar sağlama potansiyeli taşımaktadır. Örneğin birey ve insan hakları konusunda ve daha spesifik olarak, kadınların bedenlerini ve üreme stratejilerini kendi kontrolleri altına alma hakkı üzerinden küresel nüfus sorununu düşünebilmek ya da ikinci bir örnek olarak kişisel sağlık ve tüketim alışkanlıkları ile zehirli atık üretimi, ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınma gibi sorunların birbirlerine bağlayabilmek gibi.
Harvey’in yukarıda tarif ettiği çerçevede makro ölçekte neoliberalizm ile halen bir şekilde usta – çırak, öğreten - öğrenen ilişkisine dayalı bireysel mimari tasarım atölyesini bir arada ve birbiri ile bağlantılı düşünmek ve sorunsallaştırmak mümkün görünüyor.

Sergi Katılımcıları

Bunu Yapan İki Kişi / Su Düşleri – Lale Başarır
Sanal Yaşamda Mekan / Su Düşleri – Lale Başarır
Yersiz Mimarlık, Adressiz Yapılar / Ayşe Büşra Sayıner (Grafik Tasarım: Ayşe Büşra Sayıner, Okan Aydoğu)
Çaprazlama / Serap Bilgen, Onur Durmazoğlu, Onur Sarıyıldız, Nizam Sönmez, İlke Tekin, Nazlı Tümerdem, Erdem Üngür
Mimarlık Evreninin Yıldız Haritası / Serap Bilgen, Nizam Sönmez, İlke Tekin, Erdem Üngür
Stüdyo Metrophery / Yasemin Gürel, Nuray Togay, Sıla Ceyhan, Fatma Sarıtaş, Selin Oktan, Melodi Pak, Aslıhan Özgen
İstifle Beni / Deniz Mallı (Fotoğraflar: Deniz Mallı, İsmet Kurtuluş, Caner Bilgin, Kurgu: İsmet Kurtuluş, Müzik: Çağdaş Çoban (klon)
Modernizm ve Gerçekliği / Caner Bilgin
Son Kapital / Ayça Yontarım, Betül Alioğlu, Selin Şentürk, Tamer Sermet Özgür Simülasyonun Iskaladıkları / Okan Aydoğu
Tasarım Stüdyolarında Öğrencilerin Ürettiği Taktiklerin Piyasada Varoluş Stratejilerine Dönüşmesi / Pelin Çetken, Elif Elğay
Meydan Vermemek / Sezen Öğünç
Modern Yörünge / Grup Tharn – Fatma Nur Ertaş, Murat Kılıkçıer
Meydan Pratiği / Esra Sert
Tüketim Proletaryası Çağı / Ünal Ali Özger, Hakkı Yırtıcı
Köşe Kapmaca! / Fatma Nur Özoğlu
“bulunmuş mekanlar” / Işıl Uçman Altınışık, Murat Burak Altınışık, Pınar Korkmaz Mimarın Gündemi / Mert Pekşen (Grafik Tasarım: Okan Aydoğu, Mert Pekşen)
Septilseniyanizm / Selen Gürsoy, Nesile Yalçın

Sergi ve panelden resimler