Televizyonun Mimarisi
Mark Bennett

Önce bir yer tanımlanıyor olmalı. Hayali de olsa, çizgide de kalacak olsa, onu izleyenlere bu izlediğiniz karakterlerin de kendine ait bir yerleri var, onlar da aslında sizin gibi, bir yere ait olmadan var olamıyorlar dedirtmek için belki de, TV şovlarını kurgularken, öncelikle bir yer tanımlanıyor olmalı. Bir kutunun içindeki şov dünyasına da ait olsalar, onların da bir evi, ütü masaları, bardakları var onlar da sizden biri ama tek farkları, televizyondalar ve siz onları izleyensiniz, bir gün siz de onlar gibi izlenen olabilirisiniz hissini vermek için öncelikle bir yer tanımlanıyor olmalı. O yerin içinde bir ev, o evin içinde eşyalar, o eşyaların kullanıldığı, o evin yaşandığı sahneler çiziliyor, yazılıyor olmalı sonra sonra. Karakterlerin, kişiliklerini yansıtabileceği bir kurgu böyle böyle tasarlanıyor olmalı. Aksi durumda geçmişsiz, geçişsiz bir boşluğun içinde nasıl yaşayamazsa insan o hayal ürünü karakterler de yaşayamaz, izlenmez ve reyting kurbanı olup ölürler diye düşünülüyor olmalı.

Her hikaye kurgusunu yansıtacağı bir yere ihtiyaç duyuyor. Le Guin’in Yerdeniz Serisi başta olmak üzere birçok kitabında öncelikle o hikayenin geçtiği yerlerin haritasını kurgulamasında ve o haritayı kitabın ilk sayfasında sunmasında da bu yatmıyor mu? Hikayeleri okurken, izlerken, yaşarken o hikayenin kurgulandığı yer, o yerin kurgulandığı hikaye bütünü kavramak adına hep önem kazanıyor.

Addams Ailesi'nin Evlerinin planı
Televizyonda yayınlanan bir dizinin, filmin ya da çizgi filmin kurgusunu tasarlamak ile mimarlık arasında aslında çok da fark yok. Burada mimarlığın kapı detayı çizebilme gücünden ziyade o kapının nerede, nasıl kullanılacağına dair kurguyu oluşturma gücü çok daha önemli oluyor. Bir hikaye kurmak, o hikayenin kurgusuna inanarak, o hikayeyi besleyecek çeşitli veriler toplamak, planlarla, kesitlerle o hikayeyi çeşitli açılardan ifade etmek ve en sonunda onu 3 boyutlu hale getirmek; aslında bir mimarın yaptığı da bu değil mi?

Flintstones (Taş Devri) çizgi filminde Fred ve Wilma'nın evi
İnsanın bir yeri tanımlayan olduğu kadar, yerin de onu tanımlaması önem kazanıyor bir hikaye kurgusu içinde. Flintstones (Taş Devri), Batman, Jetsons (Jetgiller) gibi popüler çizgi filmler öncelikli olmak üzere daha birçok televizyon dizi ve filmlerinin geçtiği evlerin nasıl bir yer olduklarını, o hayali karakterlerin var olabilmeleri için aslında garip bir biçimde gayet gerçek birer gereksinim olan, evlerinin nasıl bir yer olduğunu planlarla resmetmiş sanatçı Mark Bennett. Bir TV kurgusunun içinde bir evin nasıl şekillendiğini, bir evin o kurguyu nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor bu çalışmasıyla. Hayali de olsa karakterlerin gerçekte var olabilmeleri için bir yerin, evin gerçekliğine ihtiyaç duyuyor olmaları, o yerin, evlerin beynimizdeki anlık görüntülerin planlara böyle dökülmesi bu çalışmayı daha da ilginç kılıyor.

Jetsons (Jetgiller) çizgi filmindeki Jetgiller'in evi
Televizyonun mimarisinden kesitler sunan bu çalışma, çizgilerin nerede olurlarsa olsunlar, tarif ettikleri hikayelerin, o çizgilerle bir yere sahip ve ait olduğunu gösteriyor. Bir çizgi bazen yalnızca bir kapıyı tarif ederken bazense o kapıdan çıkıp gidilen, bir daha geri dönülmeyen bir hikayeyi tarif ediyor. Bu iki kurgu arasında yaşananlar da mimarlığı oluşturuyor.
Derleyen: Pelin Çetken
Kaynak:
www.spaceinvading.com

Her hikaye kurgusunu yansıtacağı bir yere ihtiyaç duyuyor. Le Guin’in Yerdeniz Serisi başta olmak üzere birçok kitabında öncelikle o hikayenin geçtiği yerlerin haritasını kurgulamasında ve o haritayı kitabın ilk sayfasında sunmasında da bu yatmıyor mu? Hikayeleri okurken, izlerken, yaşarken o hikayenin kurgulandığı yer, o yerin kurgulandığı hikaye bütünü kavramak adına hep önem kazanıyor.

Addams Ailesi'nin Evlerinin planı
Televizyonda yayınlanan bir dizinin, filmin ya da çizgi filmin kurgusunu tasarlamak ile mimarlık arasında aslında çok da fark yok. Burada mimarlığın kapı detayı çizebilme gücünden ziyade o kapının nerede, nasıl kullanılacağına dair kurguyu oluşturma gücü çok daha önemli oluyor. Bir hikaye kurmak, o hikayenin kurgusuna inanarak, o hikayeyi besleyecek çeşitli veriler toplamak, planlarla, kesitlerle o hikayeyi çeşitli açılardan ifade etmek ve en sonunda onu 3 boyutlu hale getirmek; aslında bir mimarın yaptığı da bu değil mi?

Flintstones (Taş Devri) çizgi filminde Fred ve Wilma'nın evi
İnsanın bir yeri tanımlayan olduğu kadar, yerin de onu tanımlaması önem kazanıyor bir hikaye kurgusu içinde. Flintstones (Taş Devri), Batman, Jetsons (Jetgiller) gibi popüler çizgi filmler öncelikli olmak üzere daha birçok televizyon dizi ve filmlerinin geçtiği evlerin nasıl bir yer olduklarını, o hayali karakterlerin var olabilmeleri için aslında garip bir biçimde gayet gerçek birer gereksinim olan, evlerinin nasıl bir yer olduğunu planlarla resmetmiş sanatçı Mark Bennett. Bir TV kurgusunun içinde bir evin nasıl şekillendiğini, bir evin o kurguyu nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor bu çalışmasıyla. Hayali de olsa karakterlerin gerçekte var olabilmeleri için bir yerin, evin gerçekliğine ihtiyaç duyuyor olmaları, o yerin, evlerin beynimizdeki anlık görüntülerin planlara böyle dökülmesi bu çalışmayı daha da ilginç kılıyor.

Jetsons (Jetgiller) çizgi filmindeki Jetgiller'in evi
Televizyonun mimarisinden kesitler sunan bu çalışma, çizgilerin nerede olurlarsa olsunlar, tarif ettikleri hikayelerin, o çizgilerle bir yere sahip ve ait olduğunu gösteriyor. Bir çizgi bazen yalnızca bir kapıyı tarif ederken bazense o kapıdan çıkıp gidilen, bir daha geri dönülmeyen bir hikayeyi tarif ediyor. Bu iki kurgu arasında yaşananlar da mimarlığı oluşturuyor.
Derleyen: Pelin Çetken
Kaynak:
www.spaceinvading.com



