Aqualta

Studio Lindfors

Uzayda yeni yerler keşfetmiş olsaydık belki her şey daha farklı olurdu. Sıkıldıkça gezegen gezegen dolaştığımız, samanyolunda mimarlık yaptığımız eğlenceli hayatlarımız olabilirdi. Ama olmadı. Tek bir gezegene sıkışıp kaldık. Üstelik o da bizimle sıkışıp kaldı. Onu tükettikçe tükettik. O hep aynı kalır sandık, aşina olduğumuz halini hep korur sandık, ama olmadı. O da değişti. Tükendikçe dengesini yitirmeye başladı. İklimler değişti, mevsimler karıştı. Tam da bu sırada “küresel ısınma” denilen hastalığa tutulduğunu söyledi bilim insanları. Küresel ısınma insan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması ile dünya atmosferinin ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarındaki artıştı, bu hastalığın sonuçları ağır olacaktı. Yüksek ateş ve baş dönmesi ile denge bozuldukça bozulacak, dünya gitgide bu ısı artışına dayanamayıp mevcutta bulundurduğu buzullarını eritecek, gitgide sular altında kalacaktı.


Garment District, New York

Masal gibi anlatılan bu söylemler hala geçerli söylemler ve şu an dünya hala bu hastalığıyla nasıl başa çıkacağını öğrenebilmiş değil. Günün birinde özenle kurduğumuz kentler sular altında kalacak, su ile yaşamaya başlayacaklar. Bu sırada insanlar ne yapacak hala belirsiz.


5th Avenue and 35th Street, New York

New York kökenli tasarım ekibi Studio Lindfors tam da bu durumu, özene bezene kurduğumuz kentlerde birden su ile yaşamaya başladığımız “o anları” içeren bir çalışma ile karşımıza çıkıyor. Küresel ısınma ile son noktayı gördüğümüz, suyun hayatlarımıza sızdığı andan sonrasını gösteren görüntüler kurmuş Studio Lindfors ekibi.

Ekibin çalışmalarında suyu kabullendiğimiz ve hayatlarımıza devam ettiğimiz photoshop mimarisinden oluşmuş kareler var. Özellikle kent hayatının inşa edilerek yapılmış durağan haline, tamamen doğaya ait, hiç de durağan olmayan suyun eklenmesi ve suyun da kentin bir parçası olması ile kentin dinamiklerinin nasıl değiştiğini görmek onların “Aqualta” adını verdikleri bu çalışmaları etkileyici kılıyor. New York ve Tokyo gibi dünyanın en büyük iki sahil kentini bu sıra dışı senaryoda bulmak ayrıca çalışmaları daha da ironikleştiriyor.


5th Avenue and 53rd Street, New York

Gondollarla işe gitmeye başladığımız, binalar arasına geçiş için asma köprüler kurduğumuz, kentin istediğiniz noktasında istediğimiz an balık tutabildiğimiz bir hayat; yeni bir yaşam türevi, yeni bir kurgu. Bugüne dek kurduğumuz her şeyi sarsan bir kurgu. Kulağa hiç de kötü gelmiyor, nedense.


Shibuya Station, Tokyo

Belki de küresel ısınmaya ve onun yan etkilerine ihtiyacımız var. Yeni yaşam türevleri kurgulayabilmek için, belki cidden de bir felaket gerekiyor. Bunaldığımız kent yaşamını değiştirebilmek için biraz felakete biraz dengesiz bir dünyaya ihtiyacımız var.
Bu dengesiz hale ayak uydurmamız bu imajlardaki gibi eğlenceli bir süreç olacaksa neden küresel ısınmaya hayır diyelim ki?

Dengesiz ama daha anlamlı bir yaşam için küresel ısınmaya evet!


Roppongi, Tokyo

Derleyen: Pelin Çetken


Kaynaklar: www.studiolindfors.com ve www.designboom.com