Uzay Mimarlığı

Stephen Hawking'e göre insanlık yaşamak için yeni bir gezegen bulmalı ya da dodo kuşunun gittiği yoldan gitmeli, nesline son vermeli. Dünya artık sürekli çoğalan ve tüketen insan türüne yetmemektedir. Bunun işaretlerini dünya bize yavaş yavaş sunuyor. Dünya onu terk etmemizi ya da daha akıllıca kullanmamızı bekliyor. Daha akıllıca kullanamadığımıza göre burada önemli bir anahtar sözcük ortaya çıkıyor; Uzay Mimarlığı. Galaksiler arası mimarlık yapmak.

“Uzay mimarlığı” denince akla ilk olarak Stanley Kubrick ve onun hit filmi The 2001: The Space Odyssey geliyor. Aşağıdaki söylemler “Gulfnews”e ait, bunların üzerine uzayda nasıl bir yaşam kurgularız diye düşünmemek elde değil.
“Uzun süre neslini devam ettirmek isteyen insanlık bunu tek bir gezegende sürdüremez”.
“Bir astreoidin çarpması ya da nükleer savaş çıkması bizi yok edecektir. Fakat bunlardan daha önce uzaya yayılır, koloniler kurarak yaşarsak, geleceğimiz daha güvende olur”.
“Güneş sisteminde Dünya gibi bir yer yok, o halde yapabileceğimiz tek bir şey var, yaşayacak başka bir yıldız bulmalıyız kendimize”.
“Bilim kurgu ile seni hemen varacağın noktaya götürme fikri gelişmiştir. Ne yazık ki bu, hiçbir şey ışıktan daha hızlı hareket edemez, bilim yasasını etkilememiştir”.
“Yasanın içinde kalarak, madde ya da karşıt maddeyi kullanıp, yok edip, en sonunda ışığın hızına erişebiliriz. Bununla beraber, bir sonraki yıldıza yaklaşık 6 yılda erişmemiz mümkün olacaktır”.

Uzay mimarlığı denince Kubrick’ten sonra akla, George Lucas ve tabii Star Wars geliyor. Star Wars’a şöyle bir bakınca biraz II. Dünya Savaşından aşırıldığı belli oluyor. Nitekim filmde Darth Vader Hitler gibidir ve tabii “stormtrooper”ları da unutmamak lazım. Çünkü bu askerler Star Wars’tan önce II. Dünya savaşında savaşmışlardı.



Uzay mimarlığına geri dönersek, uzay mimarlığı üzerine mimarların yavaştan yavaştan çalışmaya başlaması gerekiyor. Yeni, taze bir rant alanı, gerçekten de bir “star mimar” olmak, işte bu çekilen her zorluğa değer.

Bazıları durumun farkına varmış bile, mesela Çin 2017 yılında Ay’a bir çıkartma düşünüyor. O zamana kadar farklı, portatif, geri dönüşebilen bir şeyler tasarlansa hiç fena olmaz. Hatta bunun için yarışmalar açılsa, mimarlığın bu çok çok yeni alanı bu şekilde beslenmeye başlansa harika olur.


Çin ay üssü

Evet, bu çok teknik bir şey, ama aslında özünde bir o kadar da basit. Uzay boşluğunda yaşayabilmek için bir boşluk tasarlayacaksın. Dünya’da da buna benzer bir şey yapmıyor mu mimarlar?


Uzay oteli; Bigelow Aerospace,Virgin Galactics, Richard Branson, Burt Ruton

Bu gördüğünüz uzay için tasarlanmış bir otel. Tasarımcısı, Burt Ruton. Bu çekirdeğin şişirilebilir, çok katmanlı polimer gövdesi, 30cm kalınlığında olup, kevlar tabakalarını içerecek, bu tabakalar kurşun geçirmez yelekler gibi kullanılacak. Böylece çekirdek mikrometeoritlere karşı korunacak. Bigelow’un mühendisleri daha birçok test uygulamakta bu tasarıma. Bu tasarımı uzayda yaşayabilir hale getirmeye çalışıyorlar. Uzayda yaşanacak olsa ve bunun kurgulamak için bir tasarım ekibi kurulsa ekibin başında kim olurdu? Bu kişi bir mimar ya da bir mühendis mi olurdu?




Çin uzay üssü

Endüstri çağı sona erdi, şimdi bilgi çağının ortalarında bir yerdeyiz, bir sonraki çağ uzay çağı olacaktır. Peki bu çağa hazır mıyız? Uzayda nasıl bir yaşam kurgulayacağız? Uzayı kim tasarlayacak? Zaha Hadid, Frank Gehry? Bilimkurgu filmlerinden öte bir ilişkiyi uzayla nasıl kuracağız? “Bigelow aerospace”in başkanı Richard Branson ve uzay otelinin tasarımcısı Burt Ruton daha biz bu soruları sorarken, uzaydan bize el sallayacak belki de.

Derleyen: Pelin Çetken

Kaynakça:
www.interactivearchitecture.org
http://blog.miragestudio7.com
www.spacecollective.org
www.index-design.ca
www.lebbeuswoods.net
www.gulfnews.com